Setareh Fatehi ile Sohbet
Koreograf
Doğduğu yer: Tahran, İran
Yaşadığı yer: Amsterdam ve Tahran
Eve kapandığı yer: Amsterdam



Setareh’ye dair
Setareh’yi bana şu an ev arkadaşı olan çok sevdiğim bir dostum tanıştırdı. 2016’da A Corner in the World Festival 2’de Bodiless Heads #1 Simulacrum adlı işini gösterdi ve bu onunla arkadaş olarak kolaylıkla yakınlaştıktan sonra onun yaratıcı evrenine ilk girişimdi. Setareh’nin işleri bir mevcudiyet olarak bedenle ilgili. Ve imge oluşturma düzenekleriyle, görmenin ve hayal etmenin tarihleri ile. Onunla yazışmalarımız engebeli bir arazi gibiydi, zorluklarla, boşluklarla, inişli çıkışlı yüzeylerle doluydu ve bana şiir gibi geldi. Sonradan metin üzerinde düzenlemeler yaptık ve bunu yaparken birlikte bir iş ürettiğimizi düşündüm -görmekle, göstermekle, hayal etmekle, olmakla ilgili. Kelimelerkelimelerkelimelerle ilgili. Bedenlerin aynı anda her yerde olduğu bir dünyada. 


Bu yazışma Fatih Gençkal ve Setareh Fatehi arasında 14 Mayıs - 20 Ekim 2020 arasında gerçekleşti.



‘Felaketleri ve faciaları hayal etmek yerine rüyaları kurmak/hatırlamak için gereken çabayı düşündüm...
Düşüncelerimde istenmeyen şeylerin önceliği olduğunu düşündüm, sanki daha umutlu bir şeyi hayal etmeden önce istenmeyeni imgelemem gerekiyor gibi....’





Gönderen: Fatih Genckal
Alıcı: Setareh Fatehi

Tarih: Perşembe, 14 Mayıs 2020 17:19

Sevgili Setareh,
Bir röportaj denemesi başlatmak istiyorum. Sana her gün bir soru soracağım ve her soruyu cevaplamak için 24 saatin olacak. Sonra ben senin cevabına ya da merak ettiklerime göre yeni bir soru soracağım. Sen de bana soru sorabilir, benimle röportaj yapabilirsin. Bir sohbet gibi olacak.
Eğer hızlı cevap verirsen yeni soruyu hemen sorabilirim, yani 24 saat beklememize gerek yok. Mesajlaşmaya da dönebilir bu. Ya da dönmez.
Lütfen konuştuğun gibi yazmaktan çekinme. İstiyorsan cümleleri bitirme, dilbilgisi doğru olmasın vs. Bunu bilinç akışı yazımı gibi düşünebilirsin. En doğru ya da kapsamlı cevabı vermek için fazla düşünmene gerek yok. Sorunun sende ortaya çıkardığı kıvılcımı takip et.

O zaman ilk soru:
Eve kapandığından bu yana sende ve etrafında neler olduğunu görüyorsun?


Setareh Fatehi 23 May 2020 09:26
Hmm
Amsterdam'da ev izolasyonunun üçüncü ayına girerken pek çok aşamadan geçtim. Ama, benim zihinsel izolasyonum en azından Şubat ayında başladı gibi geliyor: Tahran'a uçuşum, Ukrayna uçağının vurulmasından sonra "güvenlik nedenleriyle" iptal edildiğinden beri. Sonra zaten Covid 19 geldi ve sınırlar kapatıldı.

neler olduğunu görüyorum: neler olduğunu sadece kafamda netleştirmek bile benim için zor. Şu anda kendimi çok kaybolmuş hissediyorum, hiç olmadığım kadar kaybolmuş. Hayatımı ve yaptığım seçimleri tekrar düşünmek için zamanım oldu ve şu anda hepsinin dezavantajlarını görüyorum. pek iyi bir yer değil.

Hmm
amsterdam'da ev izolasyonunun üçüncü ayına girerken pek çok aşama oldu. Ayrıca, bu zihinsel izolasyonu en azından Şubat ayından itibaren, Tahran'daki Ukrayna uçağının kapatılmasının ardından "güvenlik nedenleriyle" Tahran'a uçuşum iptal edildiğinde başlattığımı hissediyorum. memur ve sınırlar kapatıldı.

Sanırım hayatım hem Tahran'da hem de Amsterdam'da yaşayarak 👀ve bu iki şehir arasında 💥gidip gelerek bir r🖤🖤🖤itim ve anlam kazanıyordu. Bunu yapamamam 👻ve Tahran'daki hayatımın 💫benden alınması çok kafa karıştırıcı.

bana başka neler oluyor:
Çevremdeki şehir hayatında ortaya çıkan sessizliği ve dinginliği ve bunun kuşların dönüşünü nasıl etkilediğini görüyorum.
Havaalanlarında ve uçaklarda olmamak hoşuma gidiyor.
Ev arkadaşlarımla ve evde çok daha fazla zaman geçirmek de hoşuma gidiyor. yemek pişirmek ve temizlik için zamanım olması. ama keşke bütün bunlar pandeminin getirdiği endişelerle örülü olmasa.

Annem ve babam var Tahran'da yaşayan. Sağlıklı ve dikkatliler ama kırılgan bir yaştalar. Her iki çocuğu da onlardan çok uzak olduğundan hastalanmalarından korkuyorum.💓💘

Söylenecek çok şey var Fatih. belki bir sonraki sorunun bizi nereye götüreceğini görmek için burada dursam iyi olacak.
Xx

Not: Yazdıklarımda herhangi bir düzenleme yapmadım. Seninle konuşuyormuşum gibi yazıyorum ve dünyanın geri kalanıyla paylaşmak istemeyeceğim bir şeyler olabilir. Bunları başka bir bağlamda kullanacaksan bana haber ver;)


Fatih Gençkal 23 May 2020 17:18
İki şehirde yaşamanın senin için anlamlı olan ritmi neydi de bunu yapamadığında kafan karıştı?

Not: Bu içeriğin paylaşımı hakkında: Birkaç kişiyle haftalar boyunca devam eden kişisel sohbetlerimizi paylaştığım, A Corner in the World web sitesinde üzerinde olabildiğince az düzenleme yaparak yayınlanacak bir seri yapıyorum. Paylaşmadan önce onaylaman için tüm yazışmaları seninle paylaşacağım. Bunun senin için uygun olup olmadığını veya varsa endişelerini bana bildir lütfen.

Sevgiler,

Fatih Gençkal 18 Haz 2020 20:43
Biraz direkt olan ikinci sorum işe yaramadı sanırım. Geçen günkü video görüşmemizden sonra sohbete devam ediyorum.

İlk emailimi göndereli bir aydan fazla oldu ve şu an durum oldukça farklı. Artık eve kapanma yok. Öte yandan, hayaleti hala bizimle olan uzak bir hatıra gibi geliyor. Ya da gölgesi.

Şu anda balkonumdan kendilerinin iki kat büyüklüğünde bir martıyı taciz eden bir grup kargayı izliyorum. Bir inşaat vinçine asılı Türk bayrağı arkada dalgalanıyor. Bugün 3 kutu kitabımı ve aylardır ortalıkta dolanan birkaç plağımı sattım ve bu beni mutlu etti. Geçen hafta aldığım bisiklet için bir bisiklet kaskı ve kilit de aldım. Hava hala çok sıcak değil, özellikle günün bu saatindeki hava hoşuma gidiyor. Yazın gelişi benim için normalde her şeye biraz ara verip bir tür inzivaya çekilme zamanı olur. Ama bu sefer, bunu çoktan geçmişiz gibi hissediyorum. Garip. İnsanlar yoğun hayatlarına geri dönmüş gibi görünüyor, birçok whatsapp grubu çok daha sessiz. Bu email yazışmalarının hızı çok daha yavaş.

Bir İngiliz gazetesinde insanlara şu anda hangi işlerin gerekli olup hangilerinin olmadığını soran bir anket gördüm. Sanatçılar, gereksiz listenin açık ara zirvesindeydiler. Önce, birçok insanla sanatın neden ve nasıl önemli olduğu hakkında konuşup düşünüyor olduğum için kendimi kötü hissettim. Daha sonra kendimi üstün görme refleksime alaycı bir şekilde güldüm. Sonunda kendi kendime şöyle dedim: Neden böyle bir istatistiği önemsiyorum?

Dün gece evde ilk misafirlerimizi ağırladık. Dokunmak, sarılmak vs yok. Güzeldi. Şu an koronavirüs hakkında 2-3 hafta öncesinden daha fazla ne biliyoruz da mümkün olduğunca normal hayatlarımıza geri dönüyoruz bilmem. Ama dönüyoruz. İnsanın zayıflığı belki. Belki de insanların başkalarıyla birlikte olması gerekiyordur. Gelecek hafta belki anne babamı, kız kardeşimi ve onun 2 aylık bebeği ile 2 yaşındaki çocuğunu görmek için İstanbul'a gideceğim. Kendimi onlara dokunmaktan alıkoyabilecek miyim? Göreceğiz.

Tahran'a geri dönecek misin? En azından dönmeyi planlıyor musun? Annenler nasıl?


Setareh Fatehi 21 Haz 2020 14:24
Hey Fatih
görüntülü görüşmemiz çok güzeldi. seni görmek, biraz evini, kitaplığını, masanı ve elindeki pek çok soruyu beraberinde getiren fincanı: içinde ne var? Kahve? Çay? Sıcak mı? bu fincan ne kadar büyük? kafanın arkasında olduklarını bile anlamadığın ve onlar için de gerçekten bir cevap aramadığın bu tür sorular.

Bu sohbeti tekrar ele aldığımız ve bizim için işleyen bir "yol" a taşıdığımız için mutluyum.

Eve kapanmadan bahsediyorsun... bunu bugün düşünüyordum ya da belki dündü: eve kapanma dediğimiz şey neydi? amsterdam'da hiç oldu mu? Veya Tahran'da? İstanbul'da hafta sonu sokağa çıkma yasakları olduğunu biliyorum ve dün de vardı hatta. Peki artık kapanma yok derken ne demek istedin? Dün ev arkadaşımın doğum günü için çatımızda neredeyse 30 kişi vardı. bir noktada bana çok fazla geldi. Böyle hissetmekten nefret ediyorum. Sosyal kaygım, virüsü yayma korkusuyla meşrulaştı mı acaba. ve şu anda yaşadığım bu dünyada daha izole olmayı göze alabilir miyim merak ediyorum.

hızdan bahsediyorsun. daha yavaş olmasından. Diğerlerini bilmiyorum ama ben "meşgul hayata" geri döndüğüm için yavaşlamadım. Meşgul değilim. Olmam gerektiğini düşündüğüm kadar meşgul değilim. Yavaşladım çünkü çevremdeki her sosyal karşılaşmayla ilgili olarak ne yaptığım konusunda kafam daha çok karıştı, mesela işim, arkadaşlarım, ilişkim.... Sorular sormak için zamanım oldu ve bazen onlara nasıl cevap vereceğimi bilmediğim için hayal kırıklığına uğradım. Yavaşlamamın nedeni bu mu bilmiyorum ama olabilir. Bu kadar güvencesizlik beni duraklatıyor. 😴 Kendime durmak iyidir, hayat çok hızlıydı diyip duruyorum ama bir şeyler içime sinmiyor.

Tahran'a gitme düşüncem bile farklı. oraya gitmem, orada olmam, orada yaşamam gerektiğinden şüphe duyduğumdan değil, ama daha çok şundan şüphe duyduğumdan: orada ne olacağım? orada ne yapmalıyım? kiminle çalışmalıyım? iş olarak değil, düşünme, yaratma vb. bir süreç olarak çalışmak.

2020 karanlıktı, İran'daki durumu düşündüğümde önceki yıllar da çok parlak değildi, ama 2019'un sonu, ABD yaptırımıyla daha 🙇da derinleşen karanlık ve protestolar🙇🙇🙇🙇🙇, cenazeler ve bu 💧💧uçakta ortalığın kan gölüne dönüp birçok birçok masum insanın ölmesi😥.. COVID ortaya çıkmadan önce anlamam gereken ve bende travma yaratan çok şey vardı, birçok arkadaşım ve ailemde olduğu gibi.

Off bu son paragrafı yazmam çok uzun sürdü ve diğer kelimelerim arasında hüzünlü ve kayip halde çıktı, bu da kafamda nasıl var olduğunu anlatıyor.

ailem iyi. idare ediyorlar. oldukça dikkatli davrandılar ve eve kapanma protokollerini izlediler. Onları özledim.

Annemi her hafta arkadaşlarımın anneleri ve onların arkadaşları için yaptığım çevrimiçi bir dans atölyesinde görüyorum. harika zaman geçiriyoruz. 2 ay oldu bile.

İstanbul'a taşınmayı ve araştırmama orada devam etmeyi ya da Tahran'a dönüp orada ne yapabileceğimi görmeyi düşündüğüm darmadağınık planlarımdan bahsetmiştim. Bir şeylerin olması için orada olmak lazım. Derler. Bir sürü fikrim var ama hiçbiri yerleşecek bir yer bulamadığı için korkutucu hale geliyorlar.

bugün çok melankolikim
ve çok konuştum
üzgünüm


Fatih Gençkal 27 Haz 2020 12:50
Canım, emailini gönderdiğin anda okudum. Sonra bıraktım biraz demlensin ve bugün tekrar okudum. Bu sefer yazdıklarını tamamen farklı duydum, sanki ilk kez duyuyormuşum gibi. Yazışmaların hızının yavaşladığını söylediğimde, bunu kastediyordum sanırım. İlk seferinde birçok şeyle - çoğunlukla yeni Covid-19 acil durum fon başvuruları ile- uğraşırken ve o kadar aceleyle okudum ki söylediklerini gerçekten duymadığımı fark ettim. Tekrar yavaşlamak neredeyse bir haftamı aldı.

Eve kapanmadan kastım ne? Bu soruyu çok soruyorum. Burada hafta sonları resmi sokağa çıkma yasakları vardı ama bunun dışında aslında oldukça özgürdük. Mesele şu ki sosyalleşme mekanları kapalıydı, kafeler, barlar, restoranlar vs. İnsanlar evden çalışıyordu. Yani çoğu insan eve kapandı. Dışarı çıkmak tuhaf geliyordu. Süpermarkette yaklaşık 10 dakika geçirdikten sonra gerçekten endişeli hissetmeye başlıyordum. Virüs durumu şu anda daha kötü değilse bile en azından aynı olsa da, artık dışarı çıkıyoruz. Bazen kendi kendime düşünüyorum: bu nedir? Ya da bir ay önce olan neydi? Belki de bu çok yeni bir virüs ve onu doğru bir şekilde anlamak için zamana ihtiyacımız var ve mesafeli ve tedbirli 'normal' bunun sadece yeni bir aşaması. Ve eve kapanma, öncelikle sağlık sisteminin işleyişini sürdürebilmek ve insanların bazı önlemler almamız gerektiğini anlamaları için gerekliydi. Dün kırmızı ışıkta duran bir minibüs şoförü gördüm. Sıcaktan ve her şeyden yorgun düşmüş gibiydi. Dirseklerini direksiyona koydu ve elleriyle yüzünün her yerini ovuşturdu. Bu adama baktım ve onu bir film sahnesi gibi izledim. Kendisini arka çaprazdan görüyordum ve yüzünün hatlarını, arkasındaki deniz üzerinden alçalan güneşe karşı yakın çekime aldım. Çok dramatik bir sahne. Yoksa bu bir gerilim filmi mi?

Bu soru içimde yankılanıyor: Orada ne olacağım? 2010'da New York'taki eğitimimden döndüğümden beri yurtdışına geri dönme fikriyle hep flört ettim. Geçen sene memleketim İstanbul'dan daha küçük bir şehir olan İzmir'e taşındım. Ve son zamanlarda şehirden kırsal bölgeye taşınmak fikriyle daha çok flört ediyorum. Her harekette ve hareket fikrinde şu soru peşimde: Orada ne olacağım? Daha bu sabah günlüğüme bu soru hakkında daha fazla düşünmem ve hayatta AMAÇLAR'ım olması gerektiğini yazıyordum! Şimdi düşünüyorum da, pek çok seçeneğim olmasına rağmen aslında İzmir'de hiçbir şey olmaya çalışmadığımı hissediyorum. İçimde bir şey bu fikre direniyor, zihnim buna ne kadar ihtiyaç duyarsa duysun. Bununla ilgili genellikle kötü hissediyorum. Yine de, sanırım genellikle insanların senin bir şey olmana ihtiyacı oluyor. İnsanlar bana ne iş yaptığımı sorduğunda endişelenmem bu yüzden. Belki de insanın kendisi için bir şeyleri ifade etmeye çalışması iyidir. Yeni bir ortam bu anlamda yeniden başlamaya yardımcı olabilir. İfade et ve sonra yeniden ifade et ve sonra durakla vb.

Bahsettiğin İran’da derinleşen karanlıktan bahsetmek ister misin? Burada muhabir olmak değil niyetim. İranlı arkadaşlarımın bu konuda genel konuşmak dışında pek fazla konuşmaya hevesli olmadıklarını hissediyorum. Ve bununla nasıl bir ilişki kurduğunu gerçekten merak ediyorum. Belki benim de ilişki kurabileceğim şeyler vardır. Burada son zamanlarda kendimi siyasetten ve doğrudan siyasi eylemden oldukça kopuk buluyorum. Öte yandan, hayatımı kendi politik tavrımı yansıtacak ve bu şekilde davranacak şekilde dönüştürmekle gerçekten ilgileniyorum.

Son olarak, en önemli konu: bana anneler dans kulübünden biraz daha bahset! Lütfeeeeeen =)

Not: Fincan kahve doluydu. Hayatım boyunca bir çay insanı olarak, artık bir kahve içicisiyim. Nasıl ama?


Setareh Fatehi 20 Jul 2020 12:26
canım canım
amanin
hmm
Evet ve hayır
ama

kahve gerçekten cool mu?
ve cool sıcak mı?

orada ne olacaksın?
burada neyim?
bir şey olabilir miyim?
ne neyle ilgili mi?
Za💩ten bir şey değil misin?

bu yüzden belki de "ne" etkiyle ilgilidir? Değişimle? benim veya senin burada veya orada olmamızla değişebilecek bir şey.

benim için şu an mesele mesafe
mekan deneyimleri arasındaki mesafe. . dokunmakla ile ilgili değil, aynı alanı bir şekilde hissetmekle ilgili, duvarları, sıcaklığı, ışığı, sesleri, hava kalitesini ve belki -aynı alandaki şeylerin- dokunuşu ile.

derin üzüntü üzerine açık düşünce
bugün,
kafamda bazı rakamlarla sonuçlanıyor: Her gün 200 ölüm! 80 milyonluk ülkede, bu çok mu, değil mi?
benim için
bir tane bile çok ... 1200, 176, 1, 12000, .....

bu sefer kısa tutmak istiyorum
ama sonunda uzun sürebilir
bakalım

hiç bu kadar kayıp hissetmedim
yapmak istediğim şeyler var
yapabileceğimi düşündüğüm şeyler var
ama hayatta kalmak bunların hiçbir yerinde yok

yani ölümle uğraşıyorum, ama bu bedenimin ölmesiyle ilgili değil
ama ölmekte olan şeyler, rüyalar, düşünceler, potansiyellerle ilgili
Etrafımdaki atomlar düzeyinde bile, her şey havada,
kendilerine sorup duruyorlar, ben neyim burada? Burada mıyım? burada değil miyim? Birini seçebilir miyim? yoksa hiçbirini seçemez miyim?

bu hal nedir?

ve tüm bunların ortasında
her salı Tahran saatiyle 14:00‘da
en iyi arkadaşlarımın anneleri ve onların arkadaşları ile bir araya geliyoruz
bir şarkı koyuyoruz ve dans ediyoruz
ben bir egzersiz veriyorum
her gün farklı bir yol veya farklı bir soru
ben açıklıyorum, beni duyuyorlar,
anlamlandırmaya çalışıyoruz
ama aslında önemli değil
önemli olan toplanmak
önemli olan yaptığımız dans
önemli olan bedenler, diğerinin yumuşak gözleri, anıları, ritim tarafından hissedilen, dokunulan bedenler
ya da belki bu da önemli değil
ve neyin önemli olduğu önemli değil:] ve burada nihilizmimin dibine vurdum :)))))

geri sar

çok eğleniyoruz
her salı,
Bu beni birkaç saat ayakta tutuyor ve sonra tekrar boğulmaya başlıyorum

ama bu hafta değil
neredeyse 3 aydır hiçbir plan yapmadan ve gündelik yaşadıktan sonra
Bu haftayı planladım
gevşek bir program ve buna bağlı kalmak istiyorum
haftaya sana bu emaili yazarak başlamak güzel
oyunu canlı tuttuğun için teşekkürler

ve yakında konuşalım
istanbul'a 3 aylığına taşınma planı gerçek oluyor: @@@)

Öpücükler


Fatih Gençkal 22 Tem 2020 16:21
Canım, cevap yazmak için oturduğumda mesajını birkaç kez tekrar okudum, bu sefer dün tamamen öfke ve çaresizlik içindeydim. Son birkaç gündür kayıp olan genç bir kadının cansuz bedeni dün bir ormanda bulundu. Eski erkek arkadaşı tarafından öldürülmüş. Adam yakalandı ve cinayeti itiraf etti. Son birkaç yılda bu ülkede bu örneğin kaç tanesine tanık olduğumuzu bilmiyorum. Aynı "haber" kalıbı. Yıkılmış hissettim.

Bu, hükümetin kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesine yönelik İstanbul Konvansiyonu'ndan çekilme niyetini açıkladığı bir zamanda gerçekleşti.

Bu, birkaç gün önce ünlü bir restoran zincirinde bir trans kadının güpegündüz bir garson tarafından saldırıya uğrayıp tehdit edildiği ve adamın polis tarafından serbest bırakıldığı bir zamanda gerçekleşti.

Bu, Netflix'in Türkiye'de yaptığı bir dizide eşcinsel bir karakter olduğu için dizinin iptaline yönelik baskıların olduğu bir zamanda gerçekleşti.

Ve Ayasofya'nın camiye dönüştürüldüğü, içindeki fresklerin çıkarıldığı ve bir üniversite profesörünün camide bir fahişenin resminin nasıl olabileceğini sorduğu bir zamanda.

Bu ülkenin damarlarında akan Şovenist maçoluktan ve ataerkil erkek dayanışmasından ve tüm bunlara karşı sonsuz cezasızlıktan utanıyorum ve bıktım!

Katil adamın sosyal medyada benim gibi öfkelenen kişiler tarafından neredeyse linç edilmesine şahit olduğumda öfkemden de utandım. Gördüğüm öfkenin büyük bölümü aynı ataerkil tona sahip olduğu için muhtemelen birbirini besleyen bir öfke çemberi! Çaresiz hissettim, midem ağzıma geldi.

Zor bir gündü yani.

Sonra bu sabah eşim bana Abbas Kiarostami'nin şu küçük videosunu gönderdi. Ağladım. Sonra başka bir arkadaşım bana bütün bunlardan bıktığını söyleyen bir mesaj gönderdi. Ben de ona bu videoyu gönderdim. Sonra o da bu videonun onu ayağa kaldırdığını, gününü güzelleştirdiğini söyledi. 

Bu, bana Tahran'daki kadınlarla yaptığınız dansı yankıladı bir şekilde.

Şimdi oturmuş çayımı içiyorum ve düşünüyorum: Ne güzel bir ortak kelimemiz var: rûya!


Setareh Fatehi 19 Ağu 2020 17:01
dün çok zor geçti. Yapabileceğim her şeyi yaptıktan sonra, gölde bisiklet sürdükten, Türkçe pratik yaptıktan, anneler ile dans seansı yaptıktan, bir arkadaşımla "iş" toplantısı yaptıktan sonra, saatin daha 5 olmasının ve yatma zamanına daha en az 7 saatim olduğunu fark etmenin şokunu yaşadım. Gergindim ve sıkıldım ve ve ve
Yatağıma uzandım ve Ruya(lar)ımı düşünmeye başladım.
türkçe de aynı anlama mı geliyor? rüya (uyurken gördüğünden ziyade, geçmişle ya da gelecekle ilgili dilediğin şey)
Hayal edebileceğim ruyayi رویایی durumları düşünmeye başladım ve kendimi ona yaklaşmanın yollarını ararken buldum...
her şey o kadar sıkışmış halde ki... ama kafamda işler gevşeyebiliyor ve çok farklı yönlere gidebiliyor...
Felaketleri ve faciaları hayal etmek yerine rüyaları kurmak/hatırlamak için gereken çabayı düşündüm..
Düşüncelerimde istenmeyen şeylerin önceliği olduğunu düşündüm, sanki daha umutlu bir şeyi hayal etmeden önce istenmeyeni imgelemem gerekiyor gibi...
O halde korku arzudan daha mı öncelikli?
Pek cesur görünmüyorum belki ama korkuyu da hiç savunmadım.

Hayal kurmaya devam etmek ve onlara doğru adımlar atmak istiyorum, bu adımlar küçük de olsa ve bu hayaller birkaç adım sonra yok olsalar bile,
ama şu anda hala buradayım ve burada, bu hareketsizlikte, Ruya'nın tüm bu potansiyellerinin var olduğu ve aynı anda var olmadığı yerde keşfedilecek çok şey var..

dün annelerle yaptığımız bir egzersiz, sevdiğimiz ve söyleyebildiğimiz bir şarkıyı seçmek, onu çok yavaş (normal ritminden daha yavaş) söylemek ve aynı anda olabildiğince hızlı hareket etmekti. çok eğlenceli, denemediysen dene (denediysen de).

Kendine iyi bak
xx


Fatih Gençkal 26 Ağu 2020 16:26
Bunun daha fazla beklemesine izin vermek istemiyorum.
Bugün 2 ayrılık mektubu aldım. Bunlardan biri, bazı etkinliklerimizde birlikte çalıştığımız harika bir galeri olan Salt'taki bir kişiden. Yaptığımız işlerde onunla yakın çalışmıştık. Salzburg'a taşınacağını söylüyor, orada devam edecekmiş. Bizimle geçirdiği harika zaman için teşekkür ediyor.
İkinci mektup A Corner in the World'deki 3. ortağımız Claire'den geldi. Birkaç ay uzak kaldıktan sonra, yoluna bizden ayrı etmesi gerektiğine karar vermiş ve bunun hayatının en zor kararlarından biri olduğunu söylüyor. Henüz ne yapacağını söylememiş. Eminim önümüzdeki günlerde konuşacağız. Yazdığı bazı şeyler beni gerçekten etkiledi ve bunun gerçekten de bir dönemin sonu olduğunu doğruladı. Görmüyor muyum bunu?

Geçen gün komşumla konuştuk ve Türkiye ile AB arasındaki özel bir anlaşmadan yararlanarak eşiyle Hollanda'ya taşınacaklarını, orada yaşayacaklarını söyledi. Nisan ayında gitmeleri gerekiyormuş ama Covid geldiği için gidememişler. Cansu ile birbirimize baktık ve dedik ki: Neden olmasın? Sonra bir iş arkadaşımla bu konuyu konuşurken kendimi şunu derken buldum: 'Yurtdışında yaşasaydık Türkiye'de ve yurtdışında yapmak istediğimiz şeyleri çok daha kolay yapabileceğimize eminim.'

Biraz korkuyorum. Bir şeyleri zorlama, harekete geçme zamanıdır belki de bu.
Her gün seni korkutan en az bir şey yap.
Bugün bir şey yaptın mı?


Setareh Fatehi 14 Eki 2020 17:49
Bu serideki ilk emailimizden itibaren tüm yazışmalarımızı okudum.
Şunlar üzerine yazmak istiyorum:

mesafe
üzüntü ve karanlık arasındaki fark
maço kültür
rüyalar
ebeveynler
özlediğim bir bahçe
aile
ayrılık
no aşk no seks no rock ‘n roll
İstanbul
maskeler
Havalimaninda
dostluk
her şeyi kaybetmek
herkes aşağı
kelime olarak "depresyon"
alışkanlık olarak hafıza kaybı
Claire
Sen
Cansu
Para
değer
para birimi
hareket
uyku
kâbus

Yarın bir tanesini seçip yazacağım
Bu gece buna cevap verebilirsin ya da yarınki emailimi bekleyebilirsin

umarım iyisindir
xx


Fatih Gençkal 15 Eki 2020 14:18
Hadi bakalım.
Söyleyecek çok şeyim var.
Ama şu an söyleyecek zaman az. Ah!
Sözcüklerini bekleyeceğim.
Kelimeler, kelimeler, kelimeler...
Bu aralar seviyorum onları
Kendiminkileri toparlıyorum
kafamda


Setareh Fatehi 16 Eki 2020 13:04
Ok
Sonunda ofisimi buldum :)
En azından önümüzdeki günler için
adı smyrna

SALT'ta çalışıp çalışamayacağıma bakmaya gittim, çünkü sen SALT’tan bahsetmiştin ve Shahrzad da sözünü etmişti.
Şu anki ruh halim için fazla resmiydi. Taş duvarlar, kale gibi bina, girişteki mega güvenlik. İçeri girdim. Sadece kafe açıktı. Tuvaleti buldum. Çişimi yaptım ve gittim.

şimdi smyrna'dayım
eski kanepeler ve rastgele ahşap sandalyelerle dolu bir ikinci el dükkanı gibi. Bir kedinin yanında oturuyorum. Ben geldiğimden beri kendini temizlemekle meşgul.

şimdi
tabi ki geçen sefer yazdığım kelimelerden bir konu seçmeyeceğim, çünkü bugünlerde planlarıma sadık kalamıyorum ya da belki seçecek enerjim yok.
dün geceki rüyam: Bir kedi vardı, kırmızı tasmalı siyah bir kedi. Aslında bu kediyle dün Sanatkarlar (صنعتگران) parkında tanışmıştım. Fotoğrafını ekliyorum. rüyamda o bir bürokratmış. Gemeente (Hollanda belediyesi) ile ilgili bir şeyi çözmek için onun yardımına ihtiyacım varmış. ama kedi kucağıma gelmek istemiyordu. sonra onun kara bir kedi olan yavrusunu gördüm. onu (boynunun arkasından) yakalamaya çalıştım ama beni tırmalayınca bıraktım.
Baş ağrısıyla uyandım.

Çarşamba günü çevrimiçi olan bir etkinliği kaçırdım. Bugün unuttuğumu fark ettim. Vücudunun laptoptan uzaklaşmasına gerek kalmadan çevrimiçi olarak bu kadar çok şeye katılabilmek çok kafa karıştırıcı.

Çok zor bir yaz oldu ve bunu kendim için daha kolay hale getirmedim. Acaba gerçekten yapabilir miydim yoksa yapmadım mı? Bunu daha önce hiç hissetmemiştim, vücuduma hiçbir yerde ihtiyaç yok. kimsenin ona herhangi bir şekilde dokunmasına gerek yokmuş gibi. Annemle babama daha yakın olsam bile mesafeyi korumam gerektiği ve aynı şeyin arkadaşlarım için de geçerli olması gerçeği gibi. bu hissi biraz abartıyorum am😋a bu bana çok da gerçekdışı gelmiyor. Tuhaf.
Hiç sosyal medya insanı olmadım (instagramda sıfır gönderi tipi bir insanım). Bununla gurur duymuyorum ve sürekli olarak bunu değiştirmeyi düşünüyorum ama yine de bana mantıklı gelen bir yol bulamadım. bu yüzden tüm bu mevzulardan sonra vücudum hareket edip farklı yerlerde bulunup insanlarla tanışamadığından arkadaşlarımın çevrimiçi toplantılarından da silindim çünkü görünür olabildiğim hiçbir yer yok. belki bununla ilgili bir şeyler yapmanın zamanı gelmiştir.

bu kedi hala kendini temizliyor. farsçada şöyle bir deyim var: sanki düğün banyosuymuş gibi :))

Son emailde bu kelime listesini yazdığımda, her birinin önüne bir cümle ekleyebileceğimi düşündüm. Ama sanırım bu şu💘💨💅😤😳an bekleyebilir.

kelimelerkelimelerkelimeler ....

nasıl sonlandıracağız? sonlandırmalı mıyız :))?





Fatih Gençkal 20 Eki 2020 14:34
Smyrna, İzmir’in Yunancası. O kafeyi biliyorum. Salt, Türçede saf veya sadece demek.

İstanbul'da sezon dolu dizgin başlamış gibi görünüyor. Film Festivali devam ediyor ve Tiyatro Festivali programı yeni açıklandı. Dikkat edersen her ikisi de İKSV etkinliğidir. İstanbul Kültür Sanat vakfı. Bi hareketlilik hissediyor musun?

İşler, performanslar, organizasyonlar ve tabii ki zoom toplantılarıyla geçen iki çılgın haftadan sonra Cansu ve ben şu an evde karantinadayız! Ofisinden biri Covid-19 çıktı ve 14 gün boyunca evde karantinaya girmesi gerekti. Onunla birlikte de ben tabi. (Testi negatif çıktı, çok şükür) Perşembe günü meslektaşının Covid-19 olduğuna dair haberi aldığımızda, ilk tepkimiz şuydu: sabah teste gireriz, test sonuçlarını öğleden sonra alırız (inşallah negatif) ve sonra akşama uzun süredir hazırlandığım performans programındaki performansımı sergilerim. Daha sonra bazı yetkililer Cansu’yu aradı ve 14 gün boyunca evden çıkamayacağını, testinse ancak temasın 4. temas gününden (Cumartesi) sonra yapılabileceğini söylediler. Bay bay Cuma ve Cumartesi performansları! :) Anlaşılan mahallemizdeki 65 hane karantina altındaymış ve 2 tanesi Covid-19 pozitif çıkmış. Bunun bu kadar kolay olacağını düşündüğüm için kendimi aptal gibi hissettim. Zihnimin meşguliyet dolu hayatımı manasızca sürdürme dürtüsünü fark ettim ve önlem aldığım için bunun benim başıma gelmeyeceğini içten içe düşündüğümü. Yaşadığın bir gerçeklik var ve başka bir gerçeklik çarptığında kalakalıyorsun. Şimdi, evdeki 5. günümde, pandeminin ilk zamanlarındaki hayalleri, farkındalıkları, farklı yaşama girişimlerini hatırlıyorum ve kendimi aptal gibi hissediyorum.

Son emailimde söyleyecek çok şeyim olduğunu söylediğimde ne düşünüyordum hatırlamıyorum. Şu ana kadar hikaye şöyle: sen Amsterdam'daydın, pek iyi bir ruh hali içinde değildin, İstanbul'a gitmek istiyordun, ben İzmir'deydim, pek iyi bir ruh hali içinde değildim ve kırsala, deniz kenarına veya Amsterdam'a gitmek falan istiyordum. Bu arada, arka planda, dünyanın her yerinde, özellikle de buralarda bazı tuhaf şeyler oluyordu. Şimdi sen İstanbul'dasın, ben İzmir'deyim. Ailemi ve arkadaşlarımı ziyaret etmek ve mümkünse seninle de görüşmek için önümüzdeki hafta İstanbul'a gitmek niyetindeydim ama şu an karantinadayım. Yani sonunda kız yeni bir şehirde yeni bir başlangıç yapıyor ve oğlan eve kapanıyor. Bundan bir hikaye çıkar belki. Sonunu izleyicinin hayal gücüne bırakıyoruz.

Ve enteresandır, hikaye üzerinde oynayıp onu daha ilginç hale getirebileceğimiz ortak bir Google dokümanımız var:
https://docs.google.com/document/d/1ptGd2WPwvLUyXFz43oNUdHbnDr6dgonN2xLrb9mLAH4/edit

Nasıl ama?
Sohbetler A Corner in the World tarafından, İstanbul Hollanda Başkonsolosluğu desteğiyle gerçekleştirilmiştir.
2020