Sepehr Sharifzadeh ile Sohbet
Yaratıcı yapımcı, küratör, festival araştırmacısı
Doğduğu, yaşadığı ve eve kapandığı yer: Tahran, İran 


Sepehr’e dair
Sepehr ile Tahran’a ilk kez Fadjr Festivali için gittiğim 2016’da tanıştım. Her zaman gülen yüzüyle ‘Merhaba arkadaş’ diye yaklaşmıştı yanıma Türkçe, ‘Nasılsın?’
Sepehr, yazar, palyaço, kukla ve pandomim sanatçısı olarak oldukça genç bir yaştan itibaren Tahran tiyatro sahnesinde var oldu ve alana yaratıcı yapımlarla katkıda bulundu. Tahran tiyatro sahnesini uluslararası alanla bağlayan ağlar kurmak üzerine çalışan Sepehr,  İran’ın ilk uluslararası tiyato ajansını kurduğunda 24 yaşındaydı. Bunun yanı sıra bugüne kadar ulusal ve uluslararası pek çok festival ve organizasyonun içinde koordinatör, küratör ve yapımcı olarak yer aldı. Pandemi döneminde gerek düşünce gerekse eylem anlamında tanıdığım en aktif kişi o muhtemelen. Umudunu beslemeyi ve gülümsemesini korumayı bilen bu çalışkan haliyle benim için ciddi bir ilham kaynağı. 


Bu yazışma Fatih Gençkal ve Sepehr Sharifzadeh arasında 6 Mayıs – 3 Eylül 2020 arasında gerçekleşti.



‘Son 6 ayda içine girdiğimiz tüm bu değişim tartışmalarının gerçek olmasını, gerçekten değişmek istediğimizi umuyorum. Geçmiş, yaşadığımız bir gerçeklikti ve artık yok. Bu başka bir gerçeklik.’




Gönderen: Fatih Genckal
Alıcı:
Sepehr Sharifzadeh
Tarih: Çarşamba, 6 Mayıs 2020 13:31


Sevgili Sepehr,
Bir röportaj denemesi başlatmak istiyorum. Sana her gün bir soru soracağım ve her soruyu cevaplamak için 24 saatin olacak. Sonra ben senin cevabına ya da merak ettiklerime göre yeni bir soru soracağım. Sen de bana soru sorabilir, benimle röportaj yapabilirsin. Bir sohbet gibi olacak.
Eğer hızlı cevap verirsen yeni soruyu hemen sorabilirim, yani 24 saat beklememize gerek yok. Mesajlaşmaya da dönebilir bu. Ya da dönmez.
Lütfen konuştuğun gibi yazmaktan çekinme. Sorunun sende ortaya çıkardığı kıvılcımı takip et.
O zaman ilk soru:
Eve kapandığından bu yana sende ve etrafında neler olduğunu görüyorsun?


Sepehr Sharifzadeh7 May 2020 10:44
Merhaba Fatih,
Umarım güvendesin ve iyisin.
Geç cevap verdiğim için üzgünüm. Bana olan şey, yeniden üniversitede olduğumu hissediyorum: öğrenmek, deneyimlemek ve düşünmek için daha çok zamanım var ama bu sefer şu anki deneyimlerimle üniversitedeyim, yani bir şekilde zaman makinesi ile geçmişe dönmüşüm ve zaman durmuş gibi, tüm dünyada olduğu gibi. Bu yüzden bundan faydalanmaya, bilgimi geliştirmeye, başkalarının da gelişmesine yardımcı olmaya ve mevcut durum üzerine düşünmeye çalışıyorum.
Umarım bu ilk soruna cevap olmuştur :)
Güvende kal, Sepehr

Fatih Genckal 7 May 2020 15:13
En çok ne tür şeyler, konular, temalar öğreniyor/okuyor/dinliyor/izliyorsun? Ve hazır zaman makinesinden bahsetmişken, bütün bunlar geleceği nasıl değiştirecek? =)


Sepehr Sharifzadeh 8 May 2020 22:22
Hey, geç cevap için özür dilerim, dün 5 toplantım vardı ve sonra gecenin ilerleyen saatlerinde bir deprem yaşadık, kafamı çok meşgul etti ta ki sana cevap vermediğimi hatırlayana kadar. Meseleler daha çok dayanışma ve uzaktayken nasıl bir arada olunacağı ve her şey durulduktan sonra bu dayanışmanın nasıl sürdürüleceği ile ilgili. Bu durumla ilgili farklı makaleler ve ayrıca Keren Zaiontz'un tiyatro ve festivaller üzerine bir kitabını okuyorum. Daha önce de bahsettiğim gibi, tutkum olan "festivaller" konusunda kendimi geliştirmeye ve aynı zamanda çevremdekilere (arkadaşlarım, ailem ve meslektaşlarım) yardım etmeye çalışıyorum. Zaman ve mekan kavramını değiştiren Dr. Who tarzı zaman makinesi analojisine gelince, gelecekte ne değişeceğini bilmiyorum ama gerçekten umuyorum ki, en azından çalışma alanımızda, festival yönetmenleri, küratörler, sanatçılar ve izleyiciler tarafından daha fazla araştırma yapılmasına ve düşünülmesine vesile olur.
Güvende kal, inşallah bu gece deprem olmaz!


Fatih Gençkal 9 May 2020 13:46
Umarım depremden sonra güvendesindir. Az önce kontrol ettim ve görünüşe göre depremin büyüklüğü 5.1 imiş. Çok panik yaşandı mı? İstanbul'da insanlar genellikle depremlerden sonra epey panik oluyor ve kendilerini binalardan dışarı atıyor hemen. Tabi bu Korona sırasında zor olabilir. Benim yaşadığım İzmir'de ise sık sık küçük depremler yaşadığımız için insanlar buna daha çok alışkın gibiler. Benim de neredeyse hoşuma gidiyor buradaki depremler!
Türkiye'de de dayanışma inşa etmeye yönelik pek çok soru ve girişim var ve bu bence çok iyi. Tek endişem bu çabaların nasıl sürdürüleceği. Kısa süre önce Reconnect Festival’i gerçekleştirdin. Bu nasıl ortaya çıktı ve böylesi bir zamanda hem senin için, hem de katılımcılar ve izleyiciler için nasıl bir deneyim oldu? Bu anlamda ilerlemen için sana bazı fikirler verdi mi?


Sepehr Sharifzadeh 11 May 2020 17:25
Burası da İstanbul gibi, Tahran'da çok fazla deprem olmuyor, bu yüzden insanlar hem dışarı çıkıyorlar ve bazen dışarı çıkarken ölüyorlar! (şaka gibi geliyor ama gerçekten oldu)
Sorunla ilgili olarak: ben de bu günleri unutmamak için kendi kendime araştırma yapıp notlar alıyorum. Bence böyle yapmalıyız, biz unutkan bir türüz bence, o yüzden bugünlerin neye benzediğini unutmayalım. Çin'de Disney dünyasının açılışından Afrika’daki tiyatroların dayanışması üzerine webinarlara kadar her şeyi izliyorum. Bilgi edinmek ve farkındalık yaratmak gerçekten önemli.
Re-connect ile ilgili olarak: gerçekten iyiydi, seyirci sevdi, bir sonraki festivalle ilgili sorular soran birçok mesaj aldık. Festivalin geleceğini düşünüyoruz ve aynı zamanda festivali kurarken sahip olduğumuz vizyonu geliştiriyoruz.
Şu an 1. seyirci, 2. kriz döneminde küratörlük hakkında daha fazla fikrimiz var ve bunları sonraki festivale dahil etmeyi düşünüyoruz.


Fatih Gençkal 12 May 2020 17:24
Festival deneyiminden ortaya çıkan fikirlerden ya da kriz döneminde seyirci ve küratörlükle ilgili fark ettiğiniz şeylerden bahsedebilir misin? Bir de unutma/hatırlama hakkındaki fikirlerini merak ediyorum. Salgın döneminde fikirler, podcastler, arşivler, dergiler vb. içeren muazzam bir içerik var gibi görünüyor. Bana bütün bu girdiden biraz bunalmaya başlıyoruz ve bütün bunları daha sonra kullanmak zor olacak gibi geliyor. Ben de bu ortamda yeni bir şeyler ortaya koymak konusunda çok tereddüt eder oldum artık. İnsanların önünde zaten çok fazla şey var. Dijital çağda bilgiyi tasnif etmek ve kullanmakla ilgili genel bir sorundur belki de bu. Bu konuda ne düşünüyorsun?


Sepehr Sharifzadeh 15 May 2020 20:05
Fikirler temel olarak şu anda olup bitenler ve geçmişte olup unutulmuş olanları farklı şekillerde belgeleme yolları üzerine.
Bu günlerde ortaya çıkan bolca veriyle ilgili olarak, aslında bunun iyi bir miktar olduğunu düşünüyorum. İnsanlar bir araya geliyorlar, aslında her zaman bu miktarda veri alışverişi yaşıyorduk ama bu analog haldeydi: yıl içinde festivallerde yapılan tüm tartışmalar ve sohbetler, yeniden bir festivalde buluşuncaya kadar uçup gidiyordu. Ama şimdi hepimiz katıldığımız farklı panellerde haftada en az 2-3 kez buluşuyoruz. Birbirimizin ruh hallerinin ve hayatlarının her zamankinden daha fazla farkındayız. Her zamanki kapitalist iş ilişkisinden çok kişisel ilişkilere önem veriyoruz şu an. Bir bakıma, iş dünyasından uzaklaştığımızı ve oryantalizme yaklaştığımızı düşünüyorum (daha kişisel/samimi/dostane/ komşular birbirine daha yakın - bizim ülkelerimizde Batılılardan daha fazla deneyimlediğimiz bir şey) Yani bu yüzden etkinliklerin/festivallerin/performansların/ tartışmaların, içinde bulunduğumuz durumu düşününce fazla değil yeterli olduğunu düşünüyorum.
Geç cevap için çooook özür dilerim,


Fatih Gençkal 16 May 2020 15:08
Dediğini anlıyorum. Özellikle belgeleme çabalarının değerli olduğunu düşünüyorum ben de, hele ki sahne sanatları üzerine çevrimiçi içerik ve tartışmaların sınırlı olduğu dünyanın bu bölgesinde. Umarım bu çabalar devam eder ve gelişir. Bu, farklı sahneleri seyirci nezdinde daha güçlü bir şekilde inşa etmek, izleyici kitlemizi genişletmek ve süregiden kamusal tartışmalara katkıda bulunmak için de değerli. Bu dönemin özellikle İran'daki sahne sanatları alanına bahsettiğimiz şekilde fayda sağladığını düşünüyor musun? Dayanışma açısından da?


Sepehr Sharifzadeh 20 May 2020 18:00
Evet burada da kaynaklarla ilgili aynı durum var, bir de iyi İngilizce bilen sanatçı sayısının az olması durumu var. Ayrıca, bugünlerde tehdit olarak görülmesi gereken bir şey de İran'a uygulanan bankacılık ambargosu nedeniyle uluslararası fonlara erişemememiz. Çevrimiçi olarak okuduğum haberleri, dünyanın dört bir yanından tiyatro ve sanatla ilgili gelişmelerden haberdar olmaları için meslektaşlarıma ve arkadaşlarıma göndermeye çalışıyorum. Soruna gelince, bu dönemin, insanların durup düşünürken bütün bunları göz önüne alması açısından faydalı olabileceğini düşünüyorum. Dayanışma açısından da şimdiye kadar yaşadığımız diğer üzücü olaylar gibi faydalı oluyor. Genel olarak, İranlılar salgın hastalıklar, felaketler vb. sırasında çok yüksek bir kolektif ruha sahip. Şu an mesela, sağlık ekipleri için dikiş maskesi veya yüz siperi üreten sanatçılar ve sanat kuruluşları var. Bunlardan biri birlikte çalıştığım bir STK (House of Puppet). Tahran'daki kuklacıların yardımıyla İran'ın daha az kaynağa sahip şehirleri için yüz siperi üretiyorlar.
Re-connect'i kurduğumuzdan bu yana birçok çevrimiçi etkinlik yapıldı ve insanlar çevrimiçi etkinliklere giderek daha çok alışıyorlar. Bu, gelecek için illa iyi bir şey olmabilir tabi (bunlardan birini ben yapmış olsam da -bu, eylemin kendisinden ziyade üretilen içerikle ilgili başka bir tartışma.)


Fatih Gençkal 23 May 2020 00:10
Kuklacılar tıbbi maske mi yapıyorlar? Bu resmi bir kampanya mı yoksa gönüllü bir çaba mı? Biraz daha bahsetsene bundan.


Sepehr Sharifzadeh 23 May 2020 22:32
Evet,
6 yıldan beri (kendi ajansımın yanı sıra) gönüllü olarak çalıştığım bir STK var, adı "House of Puppet", Tahran Mobarak Kukla Festivali’ni 3 kez düzenledik. Korona başladıktan sonra yüz siperleri yapmak için bir kampanya başlattılar.
https://www.unima.org/en/covid19-face-shields-iran/


Fatih Gençkal 25 May 2020 13:01
Şimdiye kadar İran'da salgınla nasıl mücadele edildi? Salgını kontrol altına almak için eve kapanma ve diğer girişimler/sınırlamalarla ilgili ne durumda ülke?


Sepehr Sharifzadeh 29 May 2020 09:32
Şu ana kadar ok, şu an kontrol altında görünüyor. Ülke, Tahran gibi kapalı durumdaki kırmızı bölgelerden neredeyse tamamen açık olan beyaz bölgelere doğru işaretlenmiş durumda. Burası başkent olduğundan buranın açılması biraz zaman alacak. Sinema ve tiyatroya gelince, henüz karar vermediler, ama herhangi bir yerde açmaya karar verseler bile, sence insanlar gider mi? Bence insanlar kafe vs’de olduğu gibi gidebilirler, en azından benim tahminim bu. Daha önce dediğim gibi unutkanlığa mahkumuz ve sosyalleşmeyi çok seviyoruz, bu yüzden tiyatrolar açılır açılmaz, kafelerde olduğu gibi oraya giden bir sürü insan olacaktır.


Fatih Gençkal 31 May 2020 16:56
Olabilir. Bana giderek daha mümkün geliyor bu . Birkaç hafta önce bu aklıma bile gelmezdi ama işler oldukça hızlı gelişiyor ve dün imkansız olduğunu düşündüğümüz şeyler yarın olabiliyor. Bununla ilgili nasıl hissettiğimi bilmiyorum. Genelde insanlar ekonomik açıdan da 'normale' dönmek istiyorlar: işlerini geri istiyorlar. Sorun, sağlık ve ekonomi arasındaki tartışmanın nadiren özgür ve eşit olması, dünyanın her yerinde. Hükümetler bilgiyi tekeline alıp kararları veriyor. Onlar ne kadar sorumlu ve açık ise, biz de o kadar doğru şekilde bilgilendiriliyoruz. Ve hala ne kadar işin içinde olduğumuzu bilmiyorum. Elbette başka güç yapıları da var işin içinde. Burada bugün karantinanın son günü. Yarından itibaren insanlar işe geri dönecek, çoğu yer yeniden açılacak. Alkol satılan restoranlar, tiyatrolar ve barlar hariç. Tiyatroların 2 aydır Kültür Bakanlığı ile bu dönemde tiyatrolara verilecek destek için temas halinde olduklarını biliyorum. Vergilerin birkaç ay ertelenmesinden ve gelecek yıl projelere bakanlığın vereceği minicik desteklerde minicik artış sözünden başka bir şey yok, ki çoğu tiyatro o desteği de alamıyor. Görünüşe göre tek başımızayız. Sanırım bir şekilde yaptığımız işe devam edebilmek için daha iyi bir ortam inşa etmenin kaçınılmaz sorumluluğu var omuzlarımızda. Ne yazık ki =) Özellikle bizim ülkelerimizde ama dünyanın hemen hemen her yerinde. Bu bir şekilde yapılarla ilgili bir mücadele. Ne dersin?

27 Haziran 2020 12:54
Merhaba canım, senden haber alamadım. Naslsın? Son zamanlarda internette oldukça aktif olduğunu görüyorum. Neler yapıyorsun? Son yazışmamızdan bu yana neler oldu?


Sepehr Sharifzadeh 28 Tem 2020 17:28
Merhaba Fatih,
Umarım iyisin ve güvendesin, uzun sessizlik için özür dilerim, sanırım düşünmek ve bir şeylerin farkına varmak için biraz daha zamana ihtiyacım vardı. Son zamanlarda oldukça tuhaf günler geçirdim. Tanıdığım 2 çift boşanıyor, çok yaşlı olan teyzem vefat etti vb. Genel olarak, insanlara "normal" in var olmadığını söylerdim, eski çalışma şeklimizin başka bir gerçeklik olduğunu ve şimdi başka bir şeyin içinde olduğumuzu söylemeye çalışırdım, bir kuantum sıçraması olmuş ve zaman ve mekan değişmiş gibi. Son 5 ayda başımıza gelenlerin farkında olmadan o gerçekliğe asla geri dönemeyiz. İnsanlar da bunu yapmaya çalışıyorlar, yargılamak için söylemiyorum ama gerçekten unutmamamız gerek. 1. veya 2.Dünya Savaşı'ndan sonra olsaydı unutur muyduk? Onlar unutmadılar. Biz de unutmamalıyız, uyum sağlamaya çalışmalıyız ama aynı zamanda daha güzel şeyler inşa etmeli, daha fazla özen göstermeliyiz. Büyük festivallerin çoğu savaşın küllerinden doğdu, daha sonra 20. yüzyılın sonlarında ikinci festivaller dalgası geldi ve şimdi yirmi yıl sonra yeni bir şey, geçmişin değil bugünün gerçekliğini temel alan bir şey inşa edebiliriz diye düşünüyorum. Benim yapmaya çalıştığım ve şu an düşündüğüm bu. Daha önce yaşadığımız gerçekliğe de göz kırparak mevcut durumu yansıtabilecek projeler.
2 haftadır 2. eve kapanma dönemi içindeyiz..
Orda  işler nasıl gidiyor? Umarım her şey daha iyidir.


Fatih Gençkal 6 Ağu 2020 14:46
Sevgili Sepehr’ciğim, Beyrut'taki durumla ilgili kalbimde bir ağırlık ile yazıyorum sana. Bir süredir her şeyden uzaklaşmak ve biraz kendime zaman ayırmak istiyorum ama  kaçış ancak geçici oluyor. Şu anki gerçekliğimiz, geçmişte olanların bir sonucu gibime geliyor; şu anda yaşadığımız şeyler ise ancak gelecekte, belki unutulduktan çok sonra ya da artık canlı bir anı olmadıkları zaman etkisini gösterecekler. Bu yüzden pandeminin etkilerinin henüz tam olarak görülmediğini düşünüyorum ve halihazırda hemen hemen tüm dünyadaki durum ve belirtiler bana oldukça endişe verici geliyor. Tam da bu yüzden unutmamakla ilgili düşüncelerini paylaşıyorum ve sayısız unutma halini gördükçe biraz cesaretim kırılıyor. Böyle zamanlarda, konuştuğu ve yazdığı her şeyde derin bir umut ve olasılık barındırdığını düşündüğüm öğretmenim ve akıl hocam Anne Bogart'ın bazı sözlerini hatırlıyorum. Geçenlerde kendisinin şu sözüne rastladım: “Hayatım hakkında anlattığım hikayelerle kendi varlığımı yazıyorum. Ayrıca duruşumla, yürüme ve konuşma tarzımla yazıyorum ve kelimelerle ve eylemlerimle yazıyorum. " Hepimiz bunu yapıyoruz ve aslında bu şekilde sürekli olarak gerçekliklerimizi yaratıyoruz.
Burada eve kapanma yok. Aksine, olaylar kopmuş durumda. İkinci bir dalgaya doğru ilerlediğimizi söylüyorlar. Ama ikinci bir eve kapanma süreci olacağını sanmıyorum, hükümet her geçen gün kötüleşen ekonomiyi sağlığa tercih eder ve gerekirse bilgileri saklar diye düşünüyorum. Bilemeyiz tabi. Tekrar eve kapanmak nasıl bir duygu? Senin için ilk seferden farklı mı? Bunun bu yaz sıcağında burada olduğunu hayal bile edemiyorum. Muhtemelen orada daha fenadır. Biraz bahsetmek ister misin?


Sepehr Sharifzadeh 23 Ağu 2020 14:13
Umarım iyi ve güvendesin. Emailleşmemiz eski zamanlardaki haberci kuşlar gibi, seninki her zaman hızlı ve anında geliyor, benimki ise hep zaman alıyor. Bu gecikme için çok üzgünüm.
Anne Bogart'ın bahsettiğin alıntısı beni gerçekten etkiledi. Ben de böyle düşünüyorum ve bunun üzerine kafa yormaya çalışıyorum. 5 gün önce, annemle evdeki 6. ayımıza girdik, bu yüzden tekrar evde olmanın nasıl bir his olduğuna ilişkin soruna cevap olarak şunu söyleyeyim: ben durum nispeten daha iyi olduğunda bile (Haziran ayında) zaten hep evdeydim. Daha önce de söylediğim gibi annemle yaşıyorum ve o risk grubunda olduğu için dışarı çıkıp virüsü içeri sokmamayı tercih ediyorum, gerçekten gerekmedikçe (alışveriş veya diş hekimi randevusu gibi) Bazı akrabalarla açık havada 5 metre mesafeden görüştüğümüz oldu (6 ayda belki 4 kez) ama hep benim talep ettiğim ciddi önlemlerle. Burada da sıcak bir yaz yaşadık ama denize yakın bir şehirde olmak daha zor olsa gerek. oy oy! : |
Bu arada, Zürcher Theatre Spektakel kapsamında bir panele katılacağım, gelebilirsen mutlu olurum. Ayrıca, istediğin zaman zoomda bir kahve içebiliriz, eminim tartışacak çok şeyimiz var. Pandeminin başlangıcından bu yana (kısmen/tamamen) çevrimiçi hale gelen festivallerle ilgili bir yolculuğa (araştırmaya) başladığımdan beri aklımda dolaşan birçok soru var. Bunun hakkında zaman zaman Facebook'umda da yazacağım. Festival söylemleri, sosyoloji ve antropolojiyi kapsayan keyifli bir yolculuk.
En kısa zamanda görüşmeyi/konuşmayı umuyorum, Güvende kal (bugünlerde ‘en iyi dileklerimle’ yerine bu daha uygun gibi geliyor.)


Fatih Gençkal 27 Ağu 2020 15:27
Panel davetin için teşekkür ederim. Kayıt da yaptırdım ama Türkiye ya da Avrupa saati değil, Tahran saatiyle 18: 00'de olduğunu şu an fark ettim. Yani bir saat içinde başlayacak! Muhtemelen yetişemeyeceğim. Öte yandan festivallerden veya sanatlardan yakın gelecekte ne beklediğime dair düşünce sürecim biraz tıkanık bu aralar. Bu anlamda senin çalışkanlığına hayranım. Son olarak sana kişisel ve profesyonel düzeyde gelecek için niyetlerini ve umutlarını sormak istiyorum.


Sepehr Sharifzadeh 3 Eyl 2020 11:44
Geçen hafta için üzülme, anlaşılan linkteki saat Tahran saatine sabitlendiği için Avrupa'daki birkaç arkadaş da aynı sorunu yaşamış, komik tesadüf. Panelin videosunu daha sonra web sitesine yükleyecekler.
Geleceğe gelince, son 6 ayda içine girdiğimiz tüm bu değişim tartışmalarının gerçek olmasını, gerçekten değişmek istediğimizi umuyorum. Geçmiş, yaşadığımız bir gerçeklikti ve artık yok. Bu başka bir gerçeklik. Şahsen davranışlarım, yaşam tarzım ve hatta çalışma tarzımla ilgili içsel bir yolculuğum oldu ve geçmişten gelen çalışma alışkanlıklarımı bırakmaya çalışıyorum. Arundhati Roy'un pandeminin başında söylediği gibi: Bu bir portal ve içinden kesinlikle daha hafif geçmeyi isterim. Sürdürülebilir ağlar ve ilişkiler kurmanın yanı sıra bu günlerde Covid-19 sırasında festivaller üzerine başladığım araştırmaya devam etmek için daha fazla çalışmayı planlıyorum.
Sohbetler A Corner in the World tarafından, İstanbul Hollanda Başkonsolosluğu desteğiyle gerçekleştirilmiştir.
2020