Meryem Jazouli ile Sohbet
Dansçı, Koreograf, Espace Darja kurucusu

Doğduğu yer: Rabat, Fas
Yaşadığı ve Eve kapandığı yer: Kazablanka, Fas




Meryem’e dair
Meryem’le 2018’de tanıştım, Tanzhaus NRW Düseldorf’un başlattığı üç ayaklı bir koreografik araştırma programının ortakları olarak. Yani yöneticilik şapkalarını takmış iki sanatçı olarak. Nazik ama güçlü varoluşu ve diğer sanatçılar için olanaklar yaratma, onlarla deneyim paylaşma konusundaki cömertliği beni hep büyüledi.

Meryem, Paris’te dans eğitimi alıp uzun süre çalıştıktan sonra 1997’da Fas’a döndü. Uluslararası alanda çokça çalışsa da işleri Fas’ın kendi bağlamıyla çok iç içe. Farklı jenerasyonlardan olmamıza rağmen sanatsal yollarımızın birbirine paralel paternler izlediğini düşünüyorum. O da sanatçı olarak çalışmalarını, diğer sanatçılar için olanaklar yaratmak ve farklı disiplinler arasındaki etkileşimi artırmak için Espace Darja adlı bir mekan kurarak yeni bir boyuta taşımış. Güncel dans alanında yaratıma, sanatçı rezidanslarına, eğitim ve araştırmalara odaklanan Darja, Kazablanka’daki gösteri sanatları alanında önemli bir yer tuttu ve pek çok Faslı sanatçıya alan açtı.

Bu sohbet benim için ilham ve tefekkür dolu oldu. Meryem ile hep olduğu gibi.



Bu yazışma Fatih Gençkal ve Meryem Jazouli arasında 28 Nisan – 30 Temmuz 2020 arasında e-mail üzerinden gerçekleşti ve Messenger üzerinden devam etti.



‘Ben bu süreçte hiç fotoğraf çekmemişim... İlginç…….’





Gönderen: Fatih Genckal
Alıcı: Meryem Jazouli
Tarih: Salı, Nisan28, 2020 16.15


Sevgili Meryem,
Bir röportaj denemesi başlatmak istiyorum. Sana her gün bir soru soracağım ve her soruyu cevaplamak için 24 saatin olacak. Sonra ben senin cevabına ya da merak ettiklerime göre yeni bir soru soracağım. Sen de bana soru sorabilir, benimle röportaj yapabilirsin. Bir sohbet gibi olacak.
Eğer hızlı cevap verirsen yeni soruyu hemen sorabilirim, yani 24 saat beklememize gerek yok. Mesajlaşmaya da dönebilir bu. Ya da dönmez.
Lütfen konuştuğun gibi yazmaktan çekinme. Sorunun sende ortaya çıkardığı kıvılcımı takip et.
O zaman ilk soru:
Eve kapandığından bu yana sende ve etrafında neler olduğunu görüyorsun?


Meryem Jazouli 30 Nis 2020 00:29
Cevap: Öncelikle şunu söyleyeyim: Teslim tarihlerine karşı normalden daha fazla direnç gösterir oldum ve bu yüzden emailini cevaplamak için 24 saatim olduğunu okuduğumda neredeyse sana yazıp başka birini bulmanı söyleyecektim. Sonra kendime şu ana kadar yapmakta zorlandığım her şeyin sonunda kendimdeki bazı tepkileri anlamak için çok iyi birer egzersiz olduğunu söyledim.
Mesela bu eve kapanma, bunu bir zorunluluk ya da yasak olmasa kendi başıma asla sürdüremezdim. Yani başlangıçta ciddi bir sınav olan durum bana gün be gün kendi adaptasyon yeteneğimi, pek çok şeyden feragat edebilmenin mümkün olduğunu ve sonunda bu yavaşlamanın belki de bir daha hiç ele geçmeyecek altın bir fırsat olduğunu gösteriyor.
Çok uzun zamandır ilk kez kendime ihmal ettiğim bazı pratiklerin keyfini çıkarma izni verdim. Yazmak mesela. Ve eve kapanma sürecinde keşfettiğim bir şey varsa o da başkalarıyla olmayı her ne kadar çok sevsem de kendimi desteklemek ve kendime şefkat göstermek konularında müthiş bir yeteneğim olduğu. Durumum ciddi mi doktor? ;)
Peki sen Fatih, bu dönemde bilmediğin neleri keşfettin???


Fatih Genckal 30 Nis 2020 14:08
Son birkaç gündür huzurluzluğumu fark ediyorum. Çok fazla zamanım var ve ne yapıp ne yapmayacağıma karar verebilirim. Bir sürü proje düşünüyorum ve bolca çevrimiçi metin, video, ses malzemesi tüketiyorum ve bu bir medya saldırısı altında hissettiriyor bana kendimi. Bir süredir Türkiye’deki gösteri sanatlarının durumu ile ilgili bir yazı yazmaya çalışıyorum ve her geçen gün bu görev sanki daha da üstesinden gelinmez bir hal alıyor ve odaklanmakta zorlanıyorum. Diğer yandan bu zamanı en iyi şekilde değerlendirmeye ihtiyacım olduğu hissi var. Bu röportaj serisini başlatmamın en büyük nedenlerinden birinin bu hisle baş etmek olduğunu fark ediyorum ve dünyanın farklı yerlerindeki arkadaşlarımla iletişim kurup onların bunu nasıl yaptığını anlamak.
Sence bu sürecin yaşayış ve çalışma biçimlerimize kalıcı etkileri olacak mı?


Meryem Jazouli 1 May 2020 02:31
Açıkçası sevgili Fatih, henüz emin değilim bunun çalışmalarım üzerinde nasıl bir etkisi olacağından ve bu etkinin benim istediğim kadar sürüp sürmeyeceğinden. Bildiğim şey geriye dönmek istemediğim, hatta çalışmaya devam etmek isteyip istemediğimi bile bilmiyorum... Doğaya, yazmaya, okumaya ve temel olan şeylere dair büyük bir özlemim var... Kesin olan şu ki proje, açık çağrı, profesyoneller vs yarışları artık hiç ilgimi çekmiyor ama bu zaten eve kapanmadan önce başlayan bir süreçti. İçimde yaratıcılık, yenilenme, saygı ve daha çok empati arzusu var. Bu sanırım kendi bedenimle kurduğum ilişkiden başlayacak, ki ona özen göstermeyi çok istiyorum. Zihnimi, etrafımda olan bitene ve şeyleri kendi zamanımda, tutkuyla yapışıma dair farkındalığımı geliştirecek şekilde beslemek istiyorum.
Eve kapanınca anladım ki cefa çekmek her şey değil... Eskisi kadar talepkar olmak istemiyorum artık. Dış dünyanın, ilişki ağlarının, haberlerin, gereksiz kısıtlamaların beni boğmasına izin vermek istemiyorum. Bu dönemde öğrendiğim şeyleri harcamak istemem. Öğrenilecek dersler üzerine düşünmeye devam ediyorum ama tüm benliğimle duyduğum bir şey varsa o da yavaşlamam gerektiği. Artık bir şeyleri kaçırmamak için koşturmayayım, heyecanım yokken bile üretken olmaya çalışmayayım, tam tersine hep dakik olmamanın değerini anlayayım, bazen söyleyecek bir şeyimiz olmadığını fark etmenin değerini anlayayım, kim olduğumu ve ne yapmak istediğimi başkalarından öğrenmem gerekmediğini fark edeyim ve onaylanma peşinde koşmayayım.
Ayırt etmek, uzun zamandır öğrenmek istediğim ders bu.
Sence de bu çılgın rutinleri bırakmanın zamanı gelmedi mi Fatihciğim?


Fatih Gençkal 1 May 2020 15:12
Evet evet, ne iyi söyledin. Yaratıcılık arzundan bahsedip bunun için alışık olduğumuz çalışma ortamından başka bir yerleri işaret etmen çok hoşuma gitti. Dünyada oluş biçimi olarak yaratıcılık. Bunu projeler, çağrılar, ilişki ağları vs’nin ürünü olan sanatsal üretimden ayırt etmek isterim. Acaba bu bakış, bir kariyer olarak sanatı, toplumun ihtiyacı olan ve desteklemesi gereken bir iş olarak sanatı red mi ediyor ya da onun değerini azaltıyor mu? Çünkü öte yandan tanıdığım çoğu sanatçı hayatını idame ettirmekle ilgili ciddi risk altında çünkü inanılmaz güvencesiz hayatlar yaşıyor. Ve bu durum, ‘ürünlerini’ ortaya koyamadıkları böyle bir dönemde iyice ayyuka çıkmış durumda. Ve onları destekleyecek sistemler ya hiç yok ya da çok zayıf. Anlatabiliyor muyum?


Meryem Jazouli 2 May 2020 04:11
Tabi ki anlıyorum ve bu kararın şu an sonuçlarını kestiremediğim bazı fedakarlıklar anlamına geldiğinin farkındayım. Ama biliyorsun Fatih, ben her şeyden çok çalışmaya, yaratmaya, denemeye inanan ve bundan para kazanmayı bırak, onu gösterebileceğinin bile garantisi olmadan tüm zamanını ve enerjisini çalışmaya veren bir sanatçı jenerasyonunun bir parçasıyım. Biz inancımız olduğu için çalışırdık; olmak istediğimiz şey, yapmak istediğimiz şey bu olduğu için. Ve bir projeyi önce kendi bedenimizde ve seyirci önünde -ki bunun için de odayı kendimiz kiralar, insanları kendimiz davet ederdik- deneyimlemeden proje olarak kağıda dökmek aklımıza bile gelmezdi. Kendimi giderek daha az bu sistemin içinde görüyorum artık ama içimde hala arzu ve enerji var.
Bu dönemin birçok sanatçıyı ve iyi kötü küçük yapıyı iyice güvencesizleştirdiğini biliyorum. Ama belki de bundan ‘yararlanıp’ bazı yönelimleri yeniden işaretleme zamanıdır. Bu tabi ki genel bir şey olamaz ve bu kadar radikal seçimler yapmak şart değil, ama ben yaratıcılık, çalışma, müzakere ve reddetme için bir alanı; yani kısaca yaratım için gerçek bir alanı korumanın kesinlikle gerekli olduğuna kanaat getirmiş durumdayım.
Ve farkındayım ki bütün bunlar sadece laf... Bu yönde nasıl ilerleyebiliriz ve bunu kendimizden ve başkalarından nasıl talep edebiliriz. Bununla ilgili bir fikrin var mı sevgili Fatih??


Fatih Gençkal 2 May 2020 17:00
Sanırım bahsettiğin gerçek yaratıcılık alanı ile istikrar arasında bir seçim var. Mevcut sistem ikisine de alan tanıyacak şekilde tasarlanmamış. Yani sanatçıların hem geçim sağlama, hem de bence de çok gerekli olan yaratıcı alanlarını yaratma seçimi/sorumluluğu/yükü var. Bence sizin jenerasyonunuzun değerlerinin yankıları bugün de var, özellikle dünyanın sanat ve kültür yapıları daha az gelişmiş olan yerlerinde. Türkiye’de mesela, benim görebildiğim kadarıyla, performans alanında icracıların %95’i herhangi bir ücret almadan çalışıyorlar, sadece performans zamanında gişeden, o da çok az bir ödeme alarak. Gerçekten nasıl hayatta kalıyorlar bilmiyorum. Bunu kendi tecrübeme dayanarak da söylüyorum. Onlara sabit bir ücret ödeme lüksü sadece büyük mekan ve yerleşmiş kurumlara ait. Burada bağımsız ve özel alanlardan bahsediyorum, şehir ve devlet tiyatrosu gibi ödenekli kurumlarda çalışanlar ya maaşlı oluyor ya da çalıştıkları gün başına küçük bir ücret alıyorlar. Bence bahsettiğin inanç hala orada ama şu an daha da şiddetli olan şu soru var: bu sürdürülebilir bir kariyer olabilir mi/olmalı mı? Nasıl? Benim kişisel stratejim yaratıcı faaliyetlerime hayatımı kazanmak için bel bağlamamak ama onlarla ilişkili şeyler yaparak hem onları beslemek hem de faturalarımı ödemek.
Bu tartışmaların sanat dediğimiz şey söz konusu olunca hep var olması komik değil mi? Fas’ta sanatçılar ne durumda? Bu süreçte onlar için herhangi bir destek mekanizması var mı?


Meryem Jazouli 3 May 2020 03:52
Hayır, sanatçılara yardım etmek için herhangi bir önlem yok, bununla ilgili herhangi bir şey de duymuyoruz. Şu an normal zamanlardan daha kötü çünkü sanat ve sanatçılar her zaman biraz marjinal görülen kişiler olduğundan şimdi kimse böyle önemsiz şeylerle uğraşmak istemiyor!
Yaratıcı alanımızı koruma sorumluluğumuzla ve bunun aynı zamanda bir seçim de olduğuyla ilgili söylediğini anlıyorum. Sana katılıyorum çünkü bu benim de mücadele etmem gereken bir şey oldu ve bu özgürlüğü kazanabilmek için başka kaynaklar bulmam gerekiyor. Ama Türkiye’nin aksine Fas’ta sağlıksız bulduğum, sanatçıların adanmışlığına, dürüstlüğüne, çoğunlukla çok hızlı ve kötü şekilde kazanılmış yeteneklerine ve hep nefret ettiğim klan savaşlarına dair bir durum var. Kısaca, bu ortamı pek ilham verici ya da motive edici bulmuyorum ve ruhumu başka kaynaklardan besleme ihtyacı duyuyorum. Mesela şu sıralar çok yemek yapıyorum. En son yemek yapalı uzun zaman olmuştu ve bu itkiyi sonsuza dek kaybettiğimi düşünüyordum. Biraz aptalca gelebilir belki ama tekrar ailemi doyurmak istiyorum sanki, kelimenin ilk anlamıyla birilerini doyurma eylemini yeniden fevkalade buluyorum. Mesela dün bir Vietnam yemeği hazırladım, sebzeli peynirli bir kek, kuşkonmaz ve çilekli tatlı ;)
Belki bu ‘belirsiz’ dönemde, bazı eylemler, bazı alanlar bizim için ....... olabilir. (Boşluğu senin doldurmanı rica ediyorum:)


Fatih Gençkal 3 May 2020 22:23
...sığınak? Bazı eylemler sığınak olabilir bence. Sadece bu sığınak bir hayatta kalma biçimi mi yoksa devam edebilmek, kendimizi dengede tutabilmek için bir taktik mi onu soruyorum kendime. Neyse, bence yemek pişirmek çok güzel:) Ben kendim de çokça pişiriyorum. Şu aralar ekmek yapıyoruz, yemek pişiriyoruz, bitki yetiştiriyoruz vs. Evde olmanın en çarpıcı taraflarından biri yemek, temizlik, bulaşık, çamaşır gibi temel ev işlerini yapmanın ne kadar fazla zaman aldığını fark etmek. İnsanın hayatının kalitesi, hayatını devam ettirmeye ne kadar zaman harcadığıyla ilgili gibi geliyor bana.=) Bununla ne kadar meşgulsen o kadar hayatı tanıyorsun ve onunla uyum içinde yaşıyorsun. Ve kalan zamanında da istediğini yapıyorsun. Avcı-toplayıcılar gibi!
Bunu düşününce, şunun devrimci bir hareket olabileceğini hissediyorum: Zamanının efendisi olmak! Ne dersin?


Meryem Jazouli 5 May 2020 02:13
Cevabın beni olumlu anlamda şaşırttı çünkü benim de düşündüğüm ve aradığım sözcük tam olarak buydu: sığınak. Bu yazışmaları giderek daha çok sevmeye başladım doğrusu ;)
Aslında bence bazı eylemlerin sığınak olmasından öte şimdiki zamanla ilişki meselesi var, ki bu, yapma durumunun gerçek niteliğini belirliyor. Burada öngörüler daha küçük ve daha az yanıltıcı. Bu sığınak hareketler dediğim şeyler, sonuçlarını hemen görebildiğimiz, bu şekilde de hayal kırıklığı ve hüsranı en aza indirgeyen eylemlere götürüyor bizi.
Yani ben de senin gibi zamanın belirleyici bir faktör olduğunu düşünüyorum: takdir etmek, ilerlemek, imgelemek, hayal etmek, yaratmak için kesinlikle en önemli faktör olduğunu. Ama hareketlerimizdeki niyetin eylemle olan ilişkimizi ve onu algılayışımızı da belirlediğini düşünüyorum. Ayrıca benim için hareket ve eylem arasında da büyük bir fark var.
Ev hapsinin felsefi ve şiirsel bir dönemine giriyoruz gibi gelmeye başladı.


Fatih Gençkal 5 May 2020 16:56
İlginç bir nokta. Hareket ve eylem. Eylemin kavramsal bir boyutu var gibi geliyor. Bu anlamda eylemler güçlü, hareketin ötesinde bir gerçekliğe ve amaca işaret ediyor, algılarımızı, ilişkilerimizi değiştirmekle ilgili. Sanatın gücü de burada bence ve tam da bu yüzden pandemi döneminde bildiğimiz anlamda sanata belki de benzemeyen sanatsal eylemler önermek için yepyeni bir boyut açıldı önümüzde. Sana yakın geliyor mu bu?


Meryem Jazouli 7 May 2020 03:18
Evet benim tasavvuruma yakın geliyor. Ama benim için eylemin önceden tasarlanmış bir hedef olmadan da var olabilecek şiirsel bir kapsamı var. Bence eylem evrensel bir boyuta işaret ediyor, herkesin farklı derecelerde de olsa algılayabileceği. Eylem insanlığımızdan ‘konuşur’ ya da belki insanlığımıza konuşur ve duyarlılığımıza, tarifsiz olana dokunur. Bana kalırsa eylemin gücü de burada, zamansız dolaşımında. Bu boyutun da eylemin yaratma ihtiyacı ötesinde hiçbir motivasyonunun olmamasından kaynaklandığını düşünüyorum. Bu pandemi, hali hazırda var olan süreçlerimizi gözden geçirmemiz için yeterli bir ikaz olur mu bilmiyorum. Bazı sanatçıların algılayışlarına etkisi olacaktır diye düşünüyorum ama önceki yazışmalarımızda bahsettiğin gibi birçoğu için ekonomik gerçeklerle yüzleşmek çok zor olacak.
Bence eylem biriciktir, başlangıçta kendini düşünmez, kendini kavramsallaştırmaz. Peyda olur ve eylem haline gelir. Güzelliği de buradadır. Bence bu süreçte çoğumuzun uzun zamandır eleştirdiğinden farklı bir gerçeklik olasılığı görünür oluyor bize. Bir şeyleri farklı yapmak için bir itici güç olacak bence bu. Ama nasıl ilk kez mecburi bir ev hapsi sonucunda dünyada farklı bir var olma deneyimi yaşıyorsak, sanatçıların farklı şekilde yaratmaları için başka ağır darbelere de ihtiyaç var diye düşünüyorum. Ben (alçakgönüllü bir güvensizlikle) pandemi sonrası dönemin sanatsal eylemlere gebe olduğunu düşünüyorum..


Fatih Gençkal 7 May 2020 15:51
Sanki şiirden bahsediyormuşsun gibi geldi. Yani, o zaman, bir ihtiyacın, doğal bir dolaysızlığın ve güzelliğin ortaya çıkabilmesi için bir şeylerin ciddi şekilde yıkılması mı gerekiyor sence? Böyle bir eylemin ortaya çıkabilmesi için?


Meryem Jazouli 8 May 2020 00:38
Yok, esas anlamıyla şiirden bahsetmiyorum, sanata ihtiyaçtan, sanatsal olana ihtiyaçtan bahsediyorum...
Evet, bir sistem tarafından doğallığı tamamen bozulmamış bir şey (yeniden) inşa etmek için önce yıkmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Bir isyana ihtiyaç olabilir çünkü sanat bence bir direniştir, sadece siyasi alanda değil çünkü artık sanatsal olanla siyasi olan arasında bir ayrım yok... Her şey çoğu zaman siyasi olanın sanatsal olanı (ve tam tersi) rehin almasıyla zarar görüyor. Bence bu ikisi arasında ayrım olmadığı için her şeyi çarpıtan bir sistemin sonuna geldik...
Mesela medyada ev hapsi ile yüzleşmek için tuvalet kapılarının önünde sallanan dansçıların küçük videolarını paylaşarak insanları bunun sanatsal bir eylem olduğuna inandırmaya çalışma hareketleri beni korkutuyor... Neyi sorguluyoruz gerçekten? Ne iddia ediyoruz? Bu zamana ait olan ve bir şekilde bizlerin tanımlaması gereken bu yeni estetik nedir? Her şey kurum ile sanatçı arasındaki, sanatçının piyasa değeri ile işin kaliitesi arasındaki güç ilişkileri tarafından esir alınmış durumda. Kısacası bizler için sinsice hazırlanmış bir tuzağa düşmeyi kabullenmişiz gibime geliyor. Bu gücü kabul etmeme ve reddetme reaksiyonunu hep erteliyoruz. Bilmem anlatabildim mi??


Fatih Gençkal 8 May 2020 15:28
Sanatsal ve siyasal olan arasındaki ayrımın kaybolmasından tam olarak neyi kastediyorsun? Bu nasıl kayboldu ve nasıl geri alınabilir?
Bir de bunu pandemi dönemine özgü bir şey olarak mı söyledin yoksa genel yapısal bir durum olarak mı?


Meryem Jazouli 9 May 2020 01:29
Sanırım haftasonu biraz ara verip başka bir konu ile tekrar başlamak iyi olacak çünkü konu İngilizce yazabilmem için fazla karmaşıklaşmaya başladı. Özellikle Fransızca düşünüp yazdığımı ve sonra İngilizceye çevirdiğimi düşünürsen bazı şeyleri tam olarak aynı şekilde ifade edemiyorum.
Ama sen bana söyle Fatih, şu sıralar neler düşünüyorsun (bu süreçte yani)


Fatih Gençkal 9 May 2020 14:24
Anlıyorum canım. Biraz ara verelim. Ben de çok fazla şeyle ilgili merak duyduğumu ve cevaplar, fikirler aradığımı fark ediyorum. Belki de gelecekle ilgili düşünüp konuşmakla ilgili biraz fazla gayret ediyorum. Bu röportaj serisi beni aynı anda pek çok kişiyle sohbete soktu ve açıkçası biraz yorulmuş durumdayım. Çok fazla düşünme ve gözlemleme. Bu süreçte ne kadar ‘bir şey yapma’ ihtiyacı içinde olduğumu fark ediyorum. Zihnim ev hapsindeki zamanı ve özgürlüğü en iyi şekilde değerlendirme peşinde. Erkenden,daha burada bir şeyler keşfedip dönüşemeden normale dönmekten endişe duyuyorum.
Neyse, ara verelim. İstediğin bir konuyla geri dönebilirsin. Durmak da bir seçenek:)
İyi haftasonları, canım.


Fatih Gençkal 16 May 2020 18:26
Hey, son yazdığımdan bu yana bir hafta oldu. Nasıl hissediyorsun? Burada duralım mı yoksa devam etmek ister misin? Acele etmeme fikriyle biraz daha barışığım artık:)
Haber et.
Sevgiler


Meryem Jazouli 18 May 2020 11:20
Merhaba canım,
Sorunu bekliyorum :P


Fatih Gençkal 19 May 2020 14:48
Orada ev hapsi konusu ne durumda? Burada normalleşme süreci başladı. Haftasonları ve bayramlarda hala sokağa çıkma yasakları var. Işler iyi giderse pek çok yer Haziran başından itibaren açılmaya başlayacakmış -kısıtlamalarla. En önce alışveriş merkezleri açıldı. Sanırım çoğu spor müsabakası bu sezon için iptal edildi, futbol hariç. O da Haziran’da başlayacakmış. Cidden anlamıyorum neden tüm sporlar iptal edilirken futbol devam etmek ‘zorunda’! Futbolcuların yaptığı büyük grevler hayal ediyorum. Harika olmaz mıydı? :


Meryem Jazouli 20 May 2020 02:09
Merhaba Fatih, burada ev hapsi hala devam ediyor, 10 Haziran’a kadar.
Açıkçası şu anda her şey ev hapsi sürecinde ne kadar belirsizse hala o kadar belirsiz ve bu beni biraz korkutuyor... Çeşitli ülkelerde farklı şekillerde ev hapsine dönüş ve kimsenin tam olarak açıklığa kavuşturamadığı bir durum karşısındaki uyarılardan kaygı duymaya başladım.
Ahhh bu futbol konusu da başa dönmek gibi... Kitleleri sakinleştirme yolu yine... Biraz maç izleyelim. Öte yandan başlangıçta hastabakıcı ve hizmetlilerinkinden önce futbolcuların maaşlarında ısrar eden sesler çıkmıştı. Futbolcuların çok kazanmasını normal bulan, ama hastalık sürecinde futbolculardan çok doktorlara ihtiyaç olduğunu anlayanlarla nazikçe alay etmek için.
Yine de ben hala futbolculardan çok sanatçılara ihtiyaç duyduğumuzu düşünüyorum. Yani evet, bir sanatsal futbol şampiyonası yapalım ve bu oyun etrafında bir şeyler yaratalım, saha, taraftarlar ve futbola dair her şey. Ve dünya çapında televizyonlarda yayınlayalım. Kültürel ekonomiyi ve sanatçıların gündemini canlandırmak için iyi bir yol olur..


Fatih Gençkal 22 May 2020 23:55
Ben varım! İzmir’de bir arkadaşımın yaptığı harika bir kısa film var. Burada Yıldız Sineması diye kocaman tarihi bir sinema salonu var. Bu salon yıllar önce batmış ve bir süre boş durmuş. Sonra burayı biri alıp halı sahaya dönüştürmüş! Sinemanın perdesi ve genel yapısı duruyor ama şu an orada futbol oynanıyor. Arkadaşım burayla ilgili kısa bir belgesel yaptı. Şuradan izleyebilirsin. Bu filmi ve mekanı gördüğümden beri orada bir maç organize etmek istiyorum. Şehrin sanatçılarının oynadığı, tribünlerin dolu oduğu bir performans ve film. Hatta bunu şu sıralar yapmak istiyordum pandemi olmasaydı!
Bu dönemde insanların/toplumların/hükümetlerin nasıl düşünüp hareket ettiğini izlemek ilginç. Bütün bunlardaki performatif tarafları. Futbolun nasıl devam edeceğini de merak ediyorum. Hayatın nasıl devam edeceğini. Bütün bunları izlemek tiyatro izlemekten daha ilginç olabilir! :)
Bu aralar etrafında gördüğün ve ilginç bulduğun şeylerden konuşmak ister misin?



Messenger’da devam eden konuşma:

Fatih Gençkal 8 Haz 2020 15.34
Merhaba canım nasılsın? Uzun süredir senden ses çıkmadı. İyi misin? Lütfen haber et. Sevgiler,

Meryem Jazouli 8 Haz 2020 16.04
Merhaba Fatih. Bu kadar zaman sonra cevap verebildiğim için çok üzgünüm ama çok hastaydım... Öğleden sonra sana bir email gönderip haber edeceğim, söz. Bises

Fatih Gençkal 10 Haz 2020 10.48
Merhaba canım. Çok üzüldüm. Umarım daha iyisindir şimdi. Haberlerini bekliyorum. Sevgiler.

Meryem Jazouli 10 Haz 2020 12.14
Teşekkürler canım. Bugün ilk kez ayağa kalktım...
Covid değilmiş ama beni 10 gün kadar hasta yatıran bir bakteriymiş. Hala nereden geldiğini araştırıyoruz. Sabahları 2 saat kadar bir şeyler yapacak enerjim oluyor, sonra ise ertesi güne kadar yatıyorum... Bu saatler içinde sana yazacağım. Sevgiler.



Email üzerinden devam eden yazışma:

Fatih Gençkal 27 Haz 2020 13:32
Canım, daha iyi misin? Bu ‘yeni normal’ uzun mesafeli ilişkileri mahvetti :D
En son futboldan bahsettiğimizi fark ettim. Bazı futbol yayınlarında arka fonda taraftar sesleri eklediklerini fark ettin mi? Bunları yayın için mi ekliyorlar yoksa statta mı bilmiyorum ama çok enteresan değil mi?



Messenger’da devam eden konuşma:

Fatih Gençkal 16 Tem 2020 10.55
Merhaba canım, uzun zamandır sesin çıkmıyor. Her şey yolunda mı? Sohbetimizi bitirelim mi?

Meryem Jazouli 16 Tem 2020 12.56
Ahhh canım çok özür dilerim, sağlığım iyi değildi, ruh halim de... Sana daha önce yazmadığım için utanıyorum biraz ve gerçekten özür dilerim... Son cevabımı öğleden sonra yazacağım. Sevgiyle. Amitiés

Fatih Gençkal 17 Tem 2020 12.45
Canım hiç önemli değil. Sen iyi ol yeter ki. Sohbetimiz çok güzeldi. Daha fazla yazışmak istersen yazabilirsin, yoksa buradan da konuşabiliriz.



Email üzerinden devam eden yazışma:

Fatih Gençkal 27 Tem 2020 13:25
Canım, umarım iyisindir. Biraz merak ettim. Daha iyi oldun mu? Hastalığın ne olduğunu bulabildiniz mi?
Sana sohbetimizin yayınlanmak üzere hazırlanmış halini gönderiyorum.
[...]
Eğer uygun görürsen pek iletişim kuramadığımız son iki aydaki yazışmalarımızı da eklemek istiyorum.
Senden bu dönemde çekilmiş bir fotoğrafını yollamanı isteyeceğim.
Haberlerini bekliyorum.
Sevgiler,


Meryem Jazouli 30 Jul 2020 16:08
Sana taleplere karşı direnç gösterdiğimi söylemiştim... :) Şaka şaka, şu an benim için pek iyi bir zaman değil. Hala hastalığın sebebini araştırıyoruz, her geçen gün daha fazla kötü belirti ortaya çıkıyor. Neredeyse sürekli yatay pozisyonda olmak durumundayım çünkü başım dönüyor... Bazı doktorlar sorun kulaklarda diyor, bazıları da stres diyor... Ama ben bu açıklamalara inanmıyorum ve daha ciddi tıbbi tavsiyeye ihtiyaç duyuyorum.
Ekte ev hapsinin başında bir arkadaşımın çektiği fotoğrafımı yolluyorum. Ben bu süreçte hiç fotoğraf çekmemişim... İlginç…….

Sohbetler A Corner in the World tarafından, İstanbul Hollanda Başkonsolosluğu desteğiyle gerçekleştirilmiştir.
2020