Adham Hafez ile Sohbet
Koreograf, performans sanatçısı, teorisyen, kompozitör
Doğduğu yer Kaire, Mısır
Yaşadığı yer: Berlin, Almanya ve New York, NY, ABD
Eve kapandığı yer: New York, NY, ABD


Adham’a dair
Adham  Hafez’i tanır mısınız? Ben onunla 2018'de Cartage Koreografi Günleri'nin ilk edisyonu sırasında şahsen tanıştım sonunda. Orada sıra dışı eseri Sınır Ötesi Arap Kültürü Bakanlığı’nı gördüm. Onun dehasının beni çarptığı yerdi burası ve kurgu ile gerçekliğin, sanat ile aktivizmin, eğlence ile cadılığın bilgece ve vahşice örüldüğü dünyasına ilk adımımı attığım yerdi. Adham’ın işleri, sömürgecilik ve çevresel felaket tarihiyle ilgileniyor ve kayıtsızlık, kurumsallaşmış ırkçılık ve kültürel hegemonya üzerine çeşitli soruları agresif bir şekilde harekete geçiriyor. Bunun izlerini sohbetimizde takip edebilirsiniz. 
Bu işi 2020 Mayıs’ında Türkiye'de gerçekleştirmeye çalışırken 2019 boyunca onunla pek çok konuşma yaptık. Bu olmadı. Ama burada başka bir şey oldu.
Gotham-vari bir manzarada çekilmiş resmine bakın, şu anki durumunu her şeyden daha iyi anlatan bir otoportre, kendi deyimiyle. Aşağıda siyasi, sosyal ve kişisel olarak karanlık bir zamanda gerçekleşen yoldaşlığımızın ifadesini okuyacaksınız.
Adham’ın bulunduğu yerde, bulunduğu şekilde olma ve bunu paylaşma cesaretini selamlıyorum.
Şimdilik elimizde bu var.


Bu yazışma Fatih Gençkal ve Adham Hafez arasında 27 Nisan - 18 Eylül 2020 arasında email ve WhatsApp üzerinen gerçekleşti.



‘Şiddet çok çabuk normalleşiyor ama yavaş olan şiddet. Şiddetin kendisinden ziyade gösterisine tepki vermeye alışkınız, özellikle söz konusu şiddet fiziksel olmadığında ve direkt olarak sizin bedeninize yönlendirilmediğinde.’






Gönderen: Fatih Genckal
Alıcı: Adham Hafez
Tarih: Pazartesi, 27 Nisan 2020 00.54

Sevgili Adham,
Bir röportaj denemesi başlatmak istiyorum. Sana her gün bir soru soracağım ve her soruyu cevaplamak için 24 saatin olacak. Sonra ben senin cevabına ya da merak ettiklerime göre yeni bir soru soracağım. Sen de bana soru sorabilir, benimle röportaj yapabilirsin. Bir sohbet gibi olacak.
Eğer hızlı cevap verirsen yeni soruyu hemen sorabilirim, yani 24 saat beklememize gerek yok. Mesajlaşmaya da dönebilir bu. Ya da dönmez.
Lütfen konuştuğun gibi yazmaktan çekinme. İstiyorsan cümleleri bitirme, dilbilgisi doğru olmasın vs. Bunu bilinç akışı yazımı gibi düşünebilirsin. En doğru ya da kapsamlı cevabı vermek için fazla düşünmene gerek yok. Sorunun sende ortaya çıkardığı kıvılcımı takip et.

O zaman ilk soru:
Eve kapandığından bu yana sende ve etrafında neler olduğunu görüyorsun?


Adham Hafez 27 Nis 2020 03:37
Sağlık durumumu izliyorum ve çokça panik yapıyorum. Bildiğin gibi bazı kronik sağlık sorunlarım var ve nedense Amerika'ya her döndüğümde daha da hasta oluyorum. Havadan mı, yoksa burada saklı duran gıda alerjilerinden mi bilmiyorum (bu başlayalı 4 yıl oldu ve takip ediyorum), veya çevresel falan bir şey mi? Ama her döndüğümde hastalanıyorum. Bu sefer pandemi var, doktor yok, klinik yok, herhangi bir şey olursa tıbbi yardım, destek veya test almanın yolu yok. Bu beni korkutuyor ve sağlığımı sürekli olarak izlememe neden oluyor. Bugün gerçekten kapandığımı hissediyorum, kapanmanın içinde kapandığımı: yalnızım, etrafımdaki şehir karanlık ve perişan halde. Çevremde ya panik içinde olan ya da bencil ve başkalarının korkularına ya da sağlığına aldırış etmeyen insanlar görüyorum. Virüs var mı yoksa yok mu sorusuyle çok ilgilenmiyorum. İlgilendiği şey nasıl bu kadar çok insanın korkunç yönlerini ortaya çıkardığı, bu kadar çok iktidar rejiminin her saniye nasıl daha da çirkinleştiği ve kapitalizmin her gün bize nasıl tekme tokat giriştiği.


Fatih Genckal 27 Nis 2020 14:14
Çizdiğin resim oldukça ürkütücü. Tıbbi yardım alamamak ABD'de genel bir sorun mu yoksa senin göçmenlik statünle ilgili bir durum mu? Bir de lütfen insanların korkunç yönlerini nasıl göstermelerinden biraz daha bahset. Bunu, bahsettiğin iktidar ve kapitalist yapıların davranışlarıyla ilişkilendiriyor musun? Nasıl?


Adham Hafez 29 Nis 2020 21:07
Sağlık güvencesi ABD’de genel bir sorun. Ben burada yaşadığım sürece hep vardı. Bu, beni her zaman şoke etti ve insan değilmişim gibi hissettirdi. Her hastalandığımda iyileşemeyeceğimden korkuyordum çünkü burada sağlık, kitlelere ait olmayan özel bir hizmet gibi ele alınıyor! Sadece sigortalarını, çok pahalı sigorta ve ilaçlarını karşılayabilecek seçkin bir elit tedavi edilebiliyor. Diğerleri edilmiyor. Ve tedavi görenler de bir kapitalist saldırılar döngüsüne sıkışmış durumda.

Buna bir de Amerikalı olmadığımı, burada bir göçmen olarak değil, vatandaşlarla aynı sorumlulukları (vergi ödemekten sigorta satın almaya kadar) üstlenen, ancak karşılığında pek bir şey alamayan bir 'yerleşik yabancı' olarak yaşadığımı ekle. Destek alma hakkın yok, örneğin şu anda olduğu gibi pandemi sırasında, federal veya ulusal veya eyalet veya şehir desteğinden hiçbirini alamıyorsun. Çünkü yabancısın. Birdenbire her şeyin dışında hissediyorsun.


Fatih Gençkal 30 Apr 2020 01:23
Yazdıkların, beni işlerin hakkında düşündürdü. İşlerinde hem iktidar yapıları ve kurumlarını hem de teatral ve koreografik gelenekleri kökten bozan durumlar yarattığını ve bunu müthiş bir etkiyle yaptığını düşünüyorum. Bunun keskin bir göz ve derin araştırmalarla ortaya çıktığına inanıyorum. Yaşama ve dünyayı görme şeklimizde büyük değişikliklere neden olacak bir şeyin ortasında olduğumuzu düşünüyor musun?


WhatsApp’ta devam eden sohbet:

[15:30, 04.05.2020] Fatih Gençkal: Merhaba canım. Birkaç gündür senden haber almadım. Her şey yolunda mı?

[21:57, 07.05.2020] Adham Hafez: Selam sevgili Fatih, inanılmaz bunaldım. Burası o kadar korkunç ki. Artık ne yapacağımı ve nasıl iyi olacağımı bilmiyorum.

[23:33, 07.05.2020] Fatih Gençkal: Ah canım, bunu duyduğuma çok üzüldüm. Bir şey mi oldu? Fiziksel olarak iyi misin?

[23:38, 07.05.2020] Adham Hafez: On gün içinde evimi boşaltmam gerekiyor. Evde birçok yapısal problem var, kaloriferden sızan bir şey var ve bazen havayı solunamaz hale getiriyor. Nereye gideceğimi bilmiyorum. Kiralık bir yere gücüm yetmiyor, işe alımlar da dondurulmuş durumda.


Email üzerinden devam eden sohbet:

Adham Hafez 14 May 2020 23:03
Bu aralar benim de aklıma tasarladığım ve HaRaKa Platformu ile gerçekleştirdiğim işler geliyor. Beş yıl önce bir iş yapmıştık, sınırların nasıl daha da kötüleşeceği ve vize başvuruları için vücut sıvı analizleri isteneceği ile ilgili bir işti. Şu an Avrupa, aktif Covid19 RNA'sı aramak için Arap vatandaşlarının Schengen vizesi almadan önce tükürük örneği vermeleri gerektiğini tartışıyor! Geçen yıl Kasım ayında da, hızlı biyolojik çeşitlilik kaybı ve felaket kapitalizminin yükselmesiyle parçalanmanın normalleştiği bir dünya üzerine bir film yaptık. Oyuncuların hepsi tüm çekimler boyunca maske ve eldiven takıyorlardı, bu da filme sanki bugün, bu 'yeni normal'de çekilmiş hissi veriyor. Festivalinize gelebilseydik bunu Türkiye'de göstermiş olacaktık! Üzerine çalışmaya devam ettiğim bir iş, hikaye anlatımı ile sinema arasında bir deneme; filmde sahneler neredeyse görsel bir tarot kartı olarak kullanılıyor ve kaydedilmiş sinematik skora göre canlı hikaye anlatımı yapıyoruz. Koreografi, kostüm ve sahnelere odaklanan film neredeyse tamamen sessiz.

Yani, bir bakıma, geçen yıldan beri 2019 yazında bir değişim gerçekleştiğini hissediyoruz. Kızıldeniz kenarında yeni bir endüstri şehri inşa ediliyor. Bu deniz, son 150 yıldır biyoçeşitliliğinin çoğunu Süveyş Kanalı nedeniyle kaybetmiş durumda, şu an ise küresel ısınma yüzünden. Ve bunların hepsi normalleşti. Şiddet çok çabuk normalleşiyor ama yavaş olan şiddet. Şiddetin kendisinden ziyade gösterisine tepki vermeye alışkınız, özellikle söz konusu şiddet fiziksel olmadığında ve direkt olarak sizin bedeninize yönlendirilmediğinde. Bu yüzden şu anda virüse karşı şoke olmuş ve tepki gösterir haldeyken önlem olarak her yere kamera koyma baskıcılığına, canlıların sağlığını ve refahını tehlikeye atan sterilizasyon kabinlerine, yakında moda / tekstil endüstrisinde patlama yaratacak ama muhtelemen bizleri gerçekten koruyacak klinik şartlara uymadan üretilecek zorunlu maskelere, kemer sıkma politikalarının ve ekonomik sıkışmanın virüs tarafından haklı gösterilmesine o kadar da tepki göstermiyoruz. Virüs yüzünden çok şey bize kabul ettirilecek. Ya bunu anlamamaya devam edeceğiz ya da radikal çözümler bulacağız. Tabi eğer önce durup batı tıbbını sorgulamazsak ve siyasal iktidarın bilimle ilişkisini sorunlaştırmazsak.


Fatih Gençkal 16 May 2020 14:40
İşaret ettiğin şey felaket kapitalizmi teorisini düşündürüyor. Pandemi gerçekten de bunun için mükemmel bir felaket sanki. Maalesef bu bana çok mantıklı geliyor ve bu yüzden biraz umutsuz hissediyorum. İçinde yaşadığımız ağ o kadar iyi tasarlanmış ki, sanki ne olursa olsun, ne yaparsak yapalım, bu güç dinamiklerini ne kadar açığa çıkarırsak çıkaralım, bu ağ her zaman bizi aşacak ve güçlenecek. Korkarım ki ancak küresel bir felaket onu durdurabilir. Buna karşı çalışan pek çok inisiyatif, hareket vs var ama sence etkileri nedir? Sistem potansiyel tehditlerin abzorbe etmek konusunda her zaman daha hızlı davranıyor gibi geliyor bana. Bu durumda ne yapabiliriz?


Adham Hafez 17 May 2020 00:31
Buna söyleyecek hiç bilgece bir şeyim yok. Daha önce olsa 'Şimdi örgütlenme ve harekete geçme zamanı' ya da 'tabandan gelen girişimlerin zamanı' gibi şeyler söylerdim. Ama maalasef artık bu şekilde konuşamayacağım! Bunun işe yarayıp yaramadığını bilmiyorum. İnsanlar bencil ve sadece kendi hayatlarıyla ilgileniyorlar. Eczaneye gidiyorum ve insanlar maske takmıyorlar, çünkü umurlarında değil. Maskenin başkalarını değil de KENDİLERİNİ koruduğu söylense, takarlardı. Bu sorumsuzluğu ve başkalarını korumak, başkalarına yardım etmek konusundaki ilgisizliği aklım almıyor. Bu diğerleriyle nasıl örgütlenebilirim? Gece yarısından sonra ısrarla yüksek sesle ev konserleri veren, kapıları çarpan, çatıda partiler veren ve ne kadar şikayet etsem de beni dinlemeyen komşularımla nasıl örgütlenebilirim? Umurlarında değil! Burada, sahip oldukları sınıfsal ve ırksal ayrıcalıkların farkında olmayan üniversitedeki meslektaşlarımla nasıl örgütlenebilirim?
Sanırım şimdi biraz sessizlik zamanı, derin düşünme, bolca duygusal ifade. Daha sonra söz söylemek lazım.

Fatih Gençkal 17 May 2020 17:31
Bu süreç bir sanatçı veya insan olarak konumunu herhangi bir şekilde yeniden gözden geçirmene neden oluyor mu? Neden ve nasıl iş yaptığınla ilgili? Bunların büyük sorular olduğunun farkındayım ama düşünce sürecini merak ediyorum

Adham Hafez 18 May 2020 05:38
Zamanımı ve bilgimi nasıl kullanacağımı düşünmeme yol açıyor. Bana ne çok şey bildiğimi ve öğrendiklerimin ne kadar çoğunu hiç kullanmadığımı hatırlatıyor. Bilgimle çok daha fazlasını yapmalıyım, kesinlikle!


Fatih Gençkal 19 May 2020 13:56
Bunu sanatsal üretim anlamında mı söylüyorsun?


Adham Hafez 19 May 2020 22:23
Hem o hem de başka şeyler. Örneğin ben Siyaset Bilimi ve spesifik olarak çevre politikası okudum. Tam da yeni çevresel paradigmalar üzerinden düşünmemiz gerektiği bu dönemde eğitimim, çalışmalarım ve bilgimle ne yapabileceğimi merak ediyorum. Ayrıca Eczacılık okudum ve o alanda yapmam gereken bir şey olup olmadığını merak ediyorum, insanlarla daha çok konuşuyorum. Bazen internette yemek pişirmeye başlamalı ve tariflerimi, fikirlerimi başkalarıyla paylaşmalı ve sağlıklı beslenmelerine yardımcı olmalıyım gibi geliyor. İnsanlara hizmetler sunmak istiyorum.


Fatih Gençkal 20 May 2020 16:28
Bir süredir ben de hem kendimde hem de çevremdeki bazı yaratıcı insanlarda benzer bir eğilim fark ediyorum. Tanıdığım birçok insan, sanat dışında başka ne katkı yapabileceklerini arıyor. Ayrıca, sanatsal pratiklerin gastronomi, ekoloji gibi diğer alanlarla flört etme eğilimi de artıyor. Merak ediyorum: acaba bu, bir kurum olarak sanatın itibarının azalmasıyla ilgili mi yoksa böyle mi olması gerekiyor? Sanki sanat, ancak toplum için görünür, somut bir katkısı varsa anlamlı olabilir. Sosyal meselelere duyarlı (socially-engaged) sanat diye bir kavramın ortaya çıkması, örneğin. Bu durum, pandemi sırasında kendimizi içinde bulduğumuz beyhudelik duygusu ile iyice yoğunlaşıyor sanki. Şahsen alanlar, meslekler veya zanaatler arasında bir hiyerarşi yapamam ama burada bir şey var gibi görünüyor. Ne düşünüyorsun? Sanatın kapsamı mı genişliyor yoksa sanat değerini mi yitiriyor? Yoksa başka bir şey mi oluyor?


Adham Hafez 20 May 2020 19:49
Bu kadar fazla kötü sanat görmekten hayal kırıklığına uğramış haldeyim şahsen. Bir şeyler 'hakkında' çok fazla sanat var, siyaset hakkında ama politik değil, çevre hakkında ama onu korumak için tek bir eylemde bulunmuyor. Genel olarak çağdaş sanat çevreleri ile konuşan sanat, bir anlamı olma zorunluluğu ile boğulmuş durumda. Bunu da yalnızca belirli nüfuz alanlarına, fon ve ekonomi trendlerine ulaşabilmek için, sadece onlara ulaşabilecek kadar yaptığını hissediyorum. Bunu artık görmek istemiyorum. Olay aslında Guggenheim’ın Rotunda'daki VIP bağışçılar partisine davetli olmak iken çalışmalarını Mesih'miş gibi sergileyen sanatçılarla kavga etmek istiyorum.

Ama sanatı değersizleştirmiyorum da. O olmadan hayatta kalamam. Aklı başında ve mutlu kalabilmek için bu haftalarda tükettiğim tüm filmler, diziler, şarkılar, şiirler ve tasarım. Ama öte yanda sanat hayatlar kurtarıyormuş gibi davranmanın terbiyesizliği. Belki de demek istediğim tam da buydu: Sosyal meselelere duyarlı sanatı bırakalım, eğer gerçekten öyle değilse, ve sadece eğlence yapalım. İyi, keyifli, merak uyandıran, harbiden eğlence!! Ama politik, sosyal, ekolojik sanat yapmak istiyorsak da bunu gerçekten, gerçekten, gerçekten yapalım.


Fatih Gençkal 23 May 2020 00:04
Kesinlikle katılıyorum. Bu anlamda senin sürecini merak ediyorum. Neyin üzerinde çalışmak isteyeceğini nasıl anlıyorsun? Başlarken gerçekten ne yapmak istediğini ve yapacağın şeyin neye benzemesini istediğini ne kadar biliyorsun? Sonra sürece nasıl başlıyorsun ve onu nasıl yürütüyorsun? Son olarak, konuştuklarımız ışığında, bunun senin için değişeceğini düşünüyor musun?


Adham Hafez 28 May 2020 22:32
Her zaman içgüdüsel bir duygu ile başlıyorum ve bunun tüm ekip tarafından paylaşıldığını fark ettiğimizde çalışmaya başlıyoruz. Böylece birdenbire hepimiz aynı şeye kızıyoruz, sürecin başlangıcını harekete geçiren çoğunlukla öfke, korku gibi oldukça yoğun duygular. Sonra araştırma, aylar süren kolektif araştırma. İşte bundan sonra işler ilginçleşmeye, proje kendi başına bir hayat sürmeye ve kendisini şekillendirmeye, bize ne yapacağımızı söylemeye başlıyor. Bunun gerçekleştiği an gerçekten büyülü bir an.
Bu değişecek mi? Bilmiyorum... Bir sonraki (yeni) işin nasıl bir şey olacağını bile bilmiyorum. Görsel bir nesneye ve dijital bir varlığa geçiş yapmayı ve daha fazla yayın işi yapmayı düşünüyoruz. Ama kapanma sırasında nasıl bağlantıda kalabilirsin? Eve kapanmışken üreticiler, küratörler, dijital platform organizatörleri, yayıncılarla nasıl buluşabilirsin? Sanatsal bir süreci gerçekleştirmene yardımcı olabilecek bir destek ve etki ağına nasıl girersin? Bu adil olmayan bir durum, çünkü bu tür ağlara zaten erişimi olanların sesi duyulur olacak ve bu kişisel ilişkileri henüz kuramamış olanlar sessiz kalmaya devam edecek veya sanatın üretim ve dağıtım süreçlerinin kıyısında köşesinde kalacaklar. Biz, kişisel çabayla da olsa çokça yayıncılığa yatırım yapacağız sanırım ve asıl soru nasıl izleyici toplayacağımız, izleyicinin ilgisini nasıl koruyacağımız, onlara nasıl ulaşacağımız.


Fatih Gençkal 29 May 2020 18:53
Burada bir arkadaşımla hangi seslerin duyulur olduğuna dair küresel düzlemdeki ayrıcalıklar konusunu tartışıyorduk. O, halihazırda var olan ayrıcalıklı grupların ve çoğunlukla Avrupa merkezli seslerin tartışmalardaki ve sanatın dağıtımı üzerindeki hakimiyetlerinin pandemiyle yoğunlaştığını söyledi. Ve değişimin de - olacaksa - elitist / beyaz / konformist olacağını. Tam olarak katıldığımı söyleyemem ama ben de mevcut ağların ve aktörlerin hakim olduğu bir alan ve çok az yeni ses görüyorum. Ben ve A Corner in the World'de biz bu seslerin duyulmasına yardım etmekle özellikle ilgileniyoruz. Alternatifler var aslında ama ne yapılabilir? Onları güçlendirmek mi? Yeni üretim ve dağıtım ağları yaratmak mı? Anlattığın durumu düzeltmek için senin stratejilerin neler? Ah, bir de sıcak bir gündem maddesi: ABD’de bugünlerde yeniden dirilen ırkçılık tartışmalarıyla ilgili durum ne?


Adham Hafez 29 May 2020 21:26
Açıkçası arkadaşına katılıyorum. Ve sorularına cevap vermek gerekirse, çok kaba olacak ama, cevabın para ve güç olduğunu düşünüyorum, çevremizdeki her şeyde olduğu gibi. Sesler, güçlü bir ekonomi ve güçlü veya iktidarla uyumlu kurumlar tarafından desteklendiğinde duyuluyor. Daha önce söylediğim gibi oldukça kaba ve üzücü ama böyle olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla, bu sesleri desteklemek isteyecek güçlü kurumsal ortaklar ve iyi finanse edilen, yüksek görünürlüklü platformlar var olana kadar, bu sesler oyunu şekillendiren kişiler değil kenardaki insanlar olarak kalacaklar. Bunu yeraltında olan ya da gizli saklı olandan vazgeçtiğimden söylemiyorum, tam tersine, onların içeriğine ve dinamiklerine o kadar inanıyorum ki, zaman zaman yüzeye çıkmasına ve yüzede yayılmasına izin verilmesi gerekiyor. Alternatif olarak, medya, ister sosyal medya ister basılı olsun, bu sesleri de destekleyebilecek bir şey.

Amerika'ya gelince, durum içler acısı. İnsanları öldüren bir virüs yetmezmiş gibi, bir de beyaz ırkçılar insanları öldürüyor. Ancak, bu bir tesadüf değil, çünkü bu beyaz olmayan, tam vatandaş olmayan ve zengin olmayan insanların güvencesiz kalması, rejimin ve yönetici sınıfın hizmetkarları olması durumunu sürdürmek isteyen (buna ihtiyaç duyan) kurumsallaşmış ırkçılık ve sınıf dinamikleri sisteminin bir parçası. Uygun maliyetli sağlık hizmetlerinden ve uygun fiyatlı yüksek öğrenimden mahrum olacaklar çünkü o yerde kalmaları, bu kötü tiyatro oyununda önceden belirlenmiş rolleri oynamaları gerekiyor. İnsanlar öfkeli. Sokaklarda insanlar rastgele birbirlerine saldırıyorlar. Her gün görüyorum bunu burada.


Fatih Gençkal 31 May 2020 16:34
İki soruya da verdiğin cevaplar bir şekilde birbiriyle ilişkili. Kitlelerin hayatını şekillendiren yapılar. İşin ilginç tarafı, burada toplumun sağcı, muhafazakar ve hatta faşist kesimleri ve hükümet, ABD'deki ırkçılığı kınama konusunda epey sesini yükseltirken öte yanda Ermenilere, Suriyelilere, Kürtlere, LGBT'lere ve diğer "azınlıklara"  karşı aşırı ayrımcılık ve ırkçılığı kol geziyor. Örneğin Hrant Dink Vakfı, geçtiğimiz günlerde ölüm tehditleri aldıklarını belirten bir açıklama yaptı. Ulusal kurumların ve yapıların küresel düzeyde ilkeler bazındaki dayanışmayı caydırmak için tasarlanması da çok acayip.

Bugün buradaki resmi karantinanın son günü. Yarından itibaren hiçbir kısıtlama olmayacak, sadece bazı kurallar olacak sanırım. Restoranlar, kafeler vb. yeniden açılacak, ama tiyatrolar ve alkol servis edilen barlar ve restoranlar açılmayacak. Gelir olarak bilet satışından başka hiçbir şeyi olmayan özel tiyatrolar ile müzik / bar vb. mekân işletenler iflasın eşiğinde. Kültürü üreten ve yayan insanlar. Büyük bir kültürel sermaye devri gerçekleşecek gibi görünüyor ve bu muhtemelen küçük ve bağımsız işletmelerin ortadan kalkmasına ve kaynakların daha fazla tekelleşmesine neden olacak. Yine de, insanlar, her zaman olduğu gibi, hayatta kalacak ve muhtemelen bir noktada geri dönecekler. Ama her 5-10 yılda bir benzer sonuçları olan ve bağımsız kurumları zayıflatan bir kriz oluyor. Bu bir şeyleri sürekli diriltme zorunluluğu bir süreklilik inşa etmeyi zorlaştırıyor. Her nesil sıfırdan başlıyor sanki ve büyük emekler vermesi gerekiyor -ta ki yeni bir kriz gelip onları yıkana ve sahneden silene kadar. Bu, görebildiğim kadarıyla, en azından 1980 darbesine kadar uzanan bir hikaye. Gerçekten sinir bozucu. Mısır'da veya başka yerlerde benzer paternler görüyor musunuz?


Fatih Gençkal 8 Haz 2020 15:46
Canım, sana yazdığımdan beri orada işlerin giderek daha gerginleştiği görüyorum. Nasılsın? Umarım güvendesindir ve sağlığın yerindedir. Haber et.


Adham Hafez 8 Haz 2020 21:16
Merhaba sevgili dostum,
Burası çok fena. En azından sokağa çıkma yasağı kaldırıldı. Çok hasta hissediyordum. Vücudum siyasete mi tepki veriyor yoksa olan bitene mi bilmiyorum ama kendimi hiç iyi hissetmiyorum. Gidip bazı testler yaptırmaya çalıştım, ama zor oldu. Bu hikayede kaçırılmışım gibi geliyor. Başka bir yere taşınmak istiyorum, en azından şimdilik. Ama hareket edemiyoruz ki. Umarım bu dönemde bir hayır vardır...
Sen nasılsın? Türkiye'deki yeni yüksek öğrenim ve üniversite düzenleme kanunlarını duydum. Bu nedir?


Fatih Gençkal 11 Haz 2020 14:15
Neler yaşadığını hayal bile edemiyorum. Benim aylardır devam eden mide sorunlarım, salgından hemen önce ülser olarak teşhis edildi. Birkaç ayda bir geri gelip beni perişan ettiğinden kendimi çok çaresiz hissediyordum. Endoskopi sonuçlarında sindirilmiş yiyeceklerin bağırsaklarıma geçişini engelleyen lezyonları görünce rahatladım. Vücudumun mide lezyonları şeklindeki tepkisini bir nevi kabul ettim. Bir tür denge. Kötü bir şey değil, iyi bir şey de değil. Nasılsa öyle. Beden, doğa, bir denge arıyor ve sonunda buluyor. Bu arada olan, sorun olarak deneyimlediğimiz şey. Ben de sürekli değişen bu denge sürecine saygı duymaya ve kendime karşı nazik olmaya çalışıyorum. Umarım bu zorlu süreçte kendini sağlıklı tutabilir ve dinlenmek için gerekli alanı bulabilirsin.

Ben iyiyim. Her şey neredeyse normale döndü, sokaklarda çılgın kalabalıklar, eski hamam eski tas. Haberleri pek takip etmiyorum. Üniversite yönetmeliklerini duymadım ama Başkana sadık gece bekçilerinin yetkilerini genişletmek için bir plan var. Ayrıca geçenlerde 3 muhalif milletvekili terör suçlamasıyla tutuklandı. Kapanma sırasında onaylanan doğayı yok eden birçok proje hakkında haberler var, bir de daha fazla Kürt belediyesine kayyum atandı.

Orada olup bitenlere dair söyleyecek başka şeylerin var mı? Konfederasyon bayrakları, heykeller vb. gibi ırkçılıkla ilgili figürlerin ve kurumların kamusal görünürlüğü ve meşruiyeti ile ilgili bazı büyük dönüşümler olabilir gibi görünüyor. Ve görebildiğim kadarıyla bu konularda toplumun çeşitli kesimlerinde daha fazla tartışma yürüyor.


Adham Hafez 14 Haz 2020 22:32
Fatih, sessiz kaldığım için özür dilerim,
fiziksel olarak ağır bir saldırıya uğradım ve şu anda saldırı ile fiziksel ve duygusal olarak başa çıkmaya çalışıyorum
teşekkür ederim


Fatih Gençkal 15 Haz 2020 16:43
Aman Allahım! Facebook gönderini de gördüm. WhatsApp üzerinden aradım seni ama ulaşamadım. Yasal işlem başlatacak mısın? Kamuoyu açıklaması yapmayı düşünüyor musun? Belki bizler de yaygınlaştırabiliriz? Bu noktada yardımcı olabileceğim bir şey varsa lütfen söyle.
Güvende ve sağlıklı kal. İletişim kurmaya çalışacağım. Senin için en iyisini diliyorum.


Adham Hafez 22 Haz 2020 20:47
Bu email için çok teşekkür ederim. Sohbetimizi böldüğüm için özür dilerim. Gerçekten zevk alıyordum bu sohbetten. Ve evet, bir avukatla konuştuğumda (hala arıyorum) bir basın açıklaması yapacağım ve yasal işlem yapacağım
teşekkür ederim, teşekkür ederim


Fatih Gençkal 27 Haz 2020 13:25
Merhaba canım nasıl oldun? Umarım fiziksel ve zihinsel olarak daha iyi hissediyorsundur. Orada hayat nasıl? Burada işler hemen hemen normale döndü. Fiziksel mesafe ve diğer önlemlerle çoğu yer açık. Bugün ve yarın, üniversite giriş sınavları nedeniyle kısmi sokağa çıkma yasağı var.

Bugün bununla karşılaştım: https://www.aljazeera.com/news/2020/06/ethiopia-agrees-delay-filling-nile-mega-dam-egypt-sudan-200627025116180.html ve hemen seni düşündüm. Bir takım haber sitelerinde gezindim bugün -epeydir yapmamıştım- ve kendimi çok küçük hissettim. Farklı haber ajanslarının aynı konuda farklı haberler ve farklı görüşler üretmesi ilginç. Şöyle düşündüm: ürettikleri şey bu. Bu temelde üretilen bir şey ama dünya görüşümüzü büyük ölçüde şekillendiriyor. Buradan ne almayı seçiyorum? New York'tan kişisel olarak neler bildireceksin canım? :)


Adham Hafez 10 Tem 2020 01:30
Hay allah, ne diyeyim ki... Trump önümüzdeki 4 hafta içinde vizelerimizi iptal etmeye veya bizi sınır dışı etmeye karar verdi. Bu gerçekten olursa nereye gideceğim veya ne yapacağım hakkında hiçbir fikrim yok. Tüm bunlar, insanları korumak için çevrimiçi bir eğitim modelini benimseyen üniversiteleri cezalandırmak demek. Yabancı düşmanı olması bir yana, içler acısı ve tamamen anlamsız.

Böylece, New York'ta rezidanslarıma, turneye ya da arkadaşlarımı ziyarete gidemeyecek halde sıkışıp kalmaktan, gidecek hiçbir yerim olmamasının eşiğine geldim. Bu baskıya daha ne kadar dayanabilirim bilmiyorum. Üç hafta önce fiziksel saldırıya uğradım ve şimdi bu. Böyle bir adaletsizlik. Ve öte yanda, insanlar lanet bir baraj anlaşması yüzünden Mısır'da su konusunda panik içindeler!! Bir rock şarkısı yazıp adını Lanet Baraj Anlaşması [Damn Dam Deal] koymalıyım! Hit olurdu.

Umarım sen iyisindir, sağlıklı ve güvendesindir. Tartışmalarımıza devam edelim yeniden. Londra’dan Eckhard, ona benim işimden bahsettiğini yazdı. Teşekkür ederim. Onu on yıldan fazladır tanıyorum, ama hiç birlikte çalışmadık.
çok sevgiler ve yakında görüşürüz
bana şans dile



Adham Hafez 14 Tem 2020 04:01
Sevgili Fatih,
Nasılsın?
Türkiye'nin Aya Sofya'yı cami olarak yeniden açtığını duydum şimdi? Ne çetrefilli zamanlar...
Umarım iyisindir.
New York'tan selamlar!


Fatih Gençkal 15 Tem 2020 10:48
Ah canım, gerçekten ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Ay ay Aya Sofya diye de iyi bir hit olabilir! Bazen hükümetlerin bizi hayattaki hakiki meselelerden uzaklaştırmak için orada olduklarını düşünüyorum. Cidden. Burada tartışmaya değer bir şey yok bence. Ekonomi berbat, ülke her yönden büyük bir pislik içinde ve hükümet (daha doğrusu adam!) gerekli önlemi alıyor: Ayasofya'yı camiye çevirmek! Ah, pardon, aslında karar hükümet tarafından değil, yüksek mahkeme tarafından alındı: binanın Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı tarafından ilan edilen kullanımına aykırı olduğu için camiyi müzeye dönüştüren 1934 kararnamesini geçersiz kıldılar!

Bu konunun şimdiden bu sohbetin iki satırını almış olmasından utanıyorum. Bazen bir sonun yaklaştığını hissediyorum ve bazense daha uzun süre yeni dipleri görmeye devam edeceğimizi düşünüyorum.

Dün gece Trump yönetiminin bu kararı geri aldığını duydum. Öyle mi?

Önümüzdeki sezon için umutların ve niyetlerin ne peki? Eckhard ile olası bir işbirliği hakkında konuştuk, geçtiğimiz Mayıs ayı için iptal ettiğimiz planlarımızdan bahsetmiştim ona ve Mayıs 2021 için bir şeyleri yeniden canlandırabilir miyiz diye düşündüm.

Yeni tatilimiz 15 Temmuz'dan selam: Demokrasi ve Ulusal Birlik Günü (yani darbe girişimi)! Sanırım bugün denize gideceğim.

P.S. Flaş haber: Türkiye'de parlamento bu günlerde oldukça meşgul. Son haberleri az önce duydum (ana akım haberlerde hiç yoktu tabi): hükümet gıda, tarım ve ormanlarla ilgili bir yasa tasarısı hazırlamış - ilgili STK, sendika vb. aktörlere danışmadan. Yapmayı çok sevdikleri, birçok konuyu içeren bir torba yasa tasarısı. Bir Gıda Bilimi Kurulu kurmayı teklif ediyorlar. Gıda ile ilgili kendilerinin onaylamadığı her türlü haber, konuşma, bildiri vb. 50 bin liraya kadar, yani yaklaşık 7300 dolar, para cezasına çarptırılabilecek. Ayrıca orman tanımının değişmesine ve orman ve tarım alanlarında potansiyel olarak ilgili tesislerin inşa edilmesine ilişkin bazı düzenlemeler var. Şurada Türkçe bir link var,
Bu sohbet içinde tarihe not düşmek istedim.


Fatih Gençkal 7 Ağu 2020 12:14
Canım, burada senden ses çıkmadı bir süredir. Orada zor durumda olduğunu biliyorum ama yine de yazmak istedim. Hepimiz için karanlık bir zamandayız. Beyrut için içim acıyor, acıyı kafamda hissediyorum ama kalbimden başlayıp midemin içine giriyor ve başımın tepesine çıkıyor sanki. Bir dalga gibi. Oradaki insanların hissettiklerine yaklaşamıyorum bile. Oradaki neredeyse tüm arkadaşlarımla konuştum ve şehrin hiç böyle bir şey yaşamadığını söylüyorlar. Ben de buradaki ekonominin berbat olduğunu yazmak niyetindeydim ama sonra kendi kendime dedim ki bu nedir gerçekten? Neden bahsediyoruz biz? Her şey geçici, sanki ufalıp yok oluyor. It's the end of the world as we know it [Bu bildiğimiz dünyanın sonu] adlı şarkıyı söylüyorum. Ve bu asla tam olarak gerçekleşmiyor. Halam bu tür durumlarda Selamun kavlen diye mırıldanırdı.
Eylül ayından itibaren bir takım işler başlayacak ve ben pek oralı değilim.
Senin durumun nedir? Mümkün olduğunda bana haber ver canım. İyi ol.


Adham Hafez 1 Eyl 2020 06:41
Merhaba sevgili dostum,
Bu uzun sessizlik için özür dilerim.
Tüm bunlardan yoruldum. Ayrıca yayınımızın acil baskısı üzerinde çalışmakla meşgulüm. Temel olarak Arap dünyasındaki mevcut duruma odaklanıyoruz, o kadar çabuk o kadar kötüye gidiyor ki, ölümcül bir salgınla baş etme lüksümüz bile yok artık. Tecavüz, hapis, anıtların yıkılması, çağdaş tarihin silinmesi; hayatta kalmamızı, çalışmamızı, dans etmemizi engelleyen yasalarla uğraşıyoruz. Şu anda tüm odağım Brüksel'de SARMA ile birlikte yayınladığımız ve Ismail Fayed ve Myriam Van Imschoot ile birlikte düzenlediğimiz Cairography'nin bu acil baskısı. Seninle paylaşmak için sabırsızlanıyorum.

Umarım yakında biraz ilhamlanırsın veya en azından bu süreçte bir yoldaş bulursun. Türkiye'deki durumun ne kadar zorlaştığını okumaya devam ediyorum ve yapabileceğim çok az şey olduğu için üzülüyorum!
Senin için en iyisini diliyorum, yakında görüşmek üzere


Fatih Gençkal 12 Eyl 2020 22:54
Adham canım, sürekli şikayet etme ve aynı şeyleri söyleme hissini biliyorum. Bu bir lanet gibi ve bir şekilde onunla yaşamanın yollarını buluyoruz. Şu an bir tür meditasyon inzivasındayım. Bütün bunlar olup biterken. Etrafımda zeytin ağaçlarından oluşan bir vadi ve sürekli rüzgar var. Sanki doğa bana nasıl kocaman ve burada olduğunu, her zaman da o muhteşem -kayıtsızlığıyla diyeceğim- burada olacağını gösteriyor. Yaz boyunca zaten kendimi bir inziva duygusu içinde buldum.

Cairography'nin yeni baskısı hakkında daha fazla bilgi almak için sabırsızlanıyorum. Ben de dünyanın farklı yerlerinden arkadaşlarımla yaptığım sohbetleri burada yayınlıyorum bir süredir. Bir bağlantı kurma egzersizi olarak başlayan bir şey beni buraya kadar getirdi. Bunları kitap olarak yayınlama niyetim de var. Son birkaç aydır esas işim bu oldu.

Burada ikinci Covid-19 dalgası yükselişte. Hükümet, diğer bazı önlemlerin yanı sıra tüm kültürel etkinlikleri - kapalı alanda ve açık havada - yasakladı. Ah, bir de en eski ve en güzel Bizans mozaik ve fresklerinden bazılarının bulunduğu güzel Kariye müzesinin de camiye dönüştürüldüğünden bahsetmiş miydim?

Ve son olarak bugün, hala içinde yaşadığımız büyük rejimi kuran 1980 darbesinin 40. yıldönümü. Sana nasıl tam da bu tuhaf günlerde nasıl yazmayı başardığımı bilmiyorum! Her neyse, yakında birlikte tuhaf bir şeyler yapabileceğimize dair bir his var içimde.

O zamana kadar, en iyi dileklerimle...


Adham Hafez 18 Eyl 2020 02:47
Canım, bana gerçekten de en tuhaf günlerde en tuhaf haberleri yazıyorsun!

Kariye hakkında söylediklerin o kadar korkunç ki, hiçbir fikrim yoktu!! Aya Sofya ve şimdi de bu? Neler oluyor? Neden?

1980 dalgası bugünlerimizi de istila ediyor hala...

Bunu okuduğum için çok üzgünüm. Ama zeytin ağaçlarının sana göz kulak olmasına sevindim.

Senin için en iyisini diliyorum dostum ve gerçekten yakında birlikte tuhaf bir şey yapalım. Bu davet çok hoşuma gitti!

Sana sarılıyorum, iyi kal!
Sohbetler A Corner in the World tarafından, İstanbul Hollanda Başkonsolosluğu desteğiyle gerçekleştirilmiştir.
2020